TKB - Tarihi Kentler Birligi

The Association of the Historical Cities in Turkey

2002/09/11

 

Tarihi Kentler Birligi artık kendi alan adı altındakindaki yeni web-kütügüne tasındı!


Yeni web kütüğü ve EDIRNE BULUMASI - 13-15 EYLÜL 2002 programı için lütfen tıklayınız:
http://tarihikentlerbirligi.blogspot.com



2002/07/25

 

Kayseri Talas-Ağırnas Buluşması'nın son günü: "AĞIRNAS"


21 Temmuz 2002, Pazar,
Program:
1) Prof.Dr.Metin Sözen Bulvarı Açılışı
2) Mimar Sinan Evi ve Ağırnas yeraltı şehrinin gezilmesi
3) Deniz Devekuşu tesisi ve "Gesi" ziyareti - (Gesi Belediyesi, Kuşevleri ve bir "Gesi bağı")



Prof.Dr. Metin Sözen Bulvarı


Mimar Sinan'ın doğduğu yer olan Ağırnas'ın Belediye Meclisi, Ağırnas'a yeni açılan karayoluna, Sinan Evi'nin restorasyonundan başlayarak, beldedeki kültür mirasının korunması için yol gösteren Prof.Dr. Metin Sözen'in adını verdi...



Tarihi Kentler Birliği (19-22 Temmuz 2002) "Talas-Kayseri-Ağırnas Buluşması"nın son durağında anlamlı bir törene tanık olundu. Mimar Sinan'ın doğduğu yer olan Ağırnas'ın Belediye Meclisi, Ağırnas'a yeni açılan karayoluna, Sinan Evi'nin restorasyonundan başlayarak, beldedeki kültür mirasının korunması için yol gösteren Prof.Dr. Metin Sözen'in adını verdi... Törene Kayseri Valisi, Talas, Ağırnas, Gesi Belediye Başkanları ile "Buluşma"ya katılan diğer Tarihi Kentler Birliği üyesi belediye başkanları ve halk katıldı. Ağırnaslı'lar önce geleneksel olarak -yolda kaza olmasın!- kurban kestiler. Daha sonra Ağırnas Belediye Başkanı Mehmet Osmanbaşoğlu, Talas Belediye Başkanı ve ÇEKÜL Temsilcisi Orhan Say "Metin Hoca"ya içten teşekkür ettiler.

Ağırnas Belediye Başkanı Mehmet Osmanbaşoğlu şunları söyledi:

"Ağırnas, en az 3000 yıllık tarihi geçmişi olan birçok ünlü insanın yetiştiği şirin bir beldedir, bunların başında da Mimar Sinan gelir.

Açılışını yapacağımız Prof.Dr. Metin Sözen Bulvarı'nın maliyeti 400 Milyardır. 5 bin metreküp taş duvar, 20 bin metreküp dolgu, 15 bin metrekare asfalt, 2 bin metre bordür taşı ile yapılmıştır. Aydınlatılması programa alınmıştır. Ağaçlandırılması ile birlikte yapılacaktır. Sayın Vali'mizin talimatları ile 20 milyarlık köprü ve 150 milyarlık asfalt Köy Hizmetleri tarafından yapılmıştır. Ayrıca Sayın Valimiz futbol sahamıza 29 milyarlık kapalı türbin ile tel örgü ve 20 adet çöp konteynırı vermiştir. En önemlisi Mimar Sinan Evi'nin çevresinin kamulaştırmasını yapmıştır.

Değerli misafirler, bunları neden söylüyorum? Bu hizmetler Mimar Koca Sinan'ın doğum yeri olduğu içindir. Mimar Sinan'ı anlamak, onu düşünmek, onun için birşeyler yapmak, en az Mimar Sinan kadar büyüklüktür ve vefadır, saygıdır. Bundan dolayı Sayın Vali'mize minnettarız. Biz de kendilerini Mimar Sinan kadar seviyoruz, saygı duyuyoruz, sağolsunlar, varolsunlar.

Sayın misafirler, Prof.Dr. Metin Sözen hocamızın Ağırnas'a olan sevdası, muhabbeti ve maddi manevi desteği bizleri çok duygulandırmıştır. Ondaki sevgi, azim, samimiyet, yorulmazlık bizlere hep ilham kaynağı olmuştur. Ağırnas'ın dünyaya tanıtılmasında, Mimar Sinan Evi'nin plan, proje ve restorasyonunda maddi kaynak sağlanmasında çok büyük katkıları olmuştur. Burada eski Kültür Bakanı'mız Sayın İstemihan talay'a da çok teşekkür ediyorum. Bu katkı ve desteklerin devamını bekliyoruz.

Biz Belediye Meclisi'mizin Haziran toplantısında, yapmış olduğumuz bulvara, Prof.Dr. Metin Sözen hocamızın isminin verilmesini önerdik. Belediye Meclisi'miz de 2/4 sayılı kararında oy birliği ve memnuniyetle bunu kabul etmiştir. İnşallah ebediyete kadar da yaşayacaktır.

Ben huzurlarınızda bu eserin mimarı olan, gecesini gündüzüne katan, emeğini esirgemeyen işçilerimize ve Fen İşleri Müdürümüz Emir Avan'a da teşekkür ediyorum.

Sayın Valim, kıymetli misafirler,

Buradan size bir kampanya başlatılması için ricada bulunuyorum. Yapımı devam eden Mimar Sina Evi'ni hep birlikte Dünya Mimar Sinan Kültür Merkezi yapalım. Bütün insanlar, Mimar Sinan ile ilgili bir araştırma yaptığında, bütün belge ve bilgiyi burada bulsun. Ağırnas'tan Dünyaya bir ışık doğsun. Sizlerden ricam, Mimar Sinan ile ilgili bilgi, belge, kitap, ne varsa buraya bağışlamanızı rica ediyorum. Burası hepimizin eseri olsun, çorbada sizlerin de tuzları bulunsun. İlk bağışı Sayın Metin Sözen hocam, dünyada eşi bulunmayan kitaplarını bize getirerek bağışlamıştır. Kendilerine teşekkür ederim.

Sayın Vali'mizin kayseri konuşmalarında verdiği okul müjdesi (*) de bizleri son derece mutlu etmiştir. Kendilerine ve Hocam'a, Tarihi Kentler Birliği üyelerine, katılımcılara çok teşekkür ediyor, Bulvarımızın memlekete,millete hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum."

Metin Hoca da "Bu yol aklın yolu olsun, bu yoldan güzel insanlar geçsin, bu yol akıllı çalışmaların yolu olsun" diye başladığı konuşmasında özetle şunları söyledi:

"Ağırnas bu vefayı göstermiştir. Ama buraya benim adımın verilmesinin hiç önemi yok. Yolun, aklın önemi vardır. Buraya daha önceden taş üstüne taş koyan herkes, daha önceki büyük kültür mirasına baktı. Bağnaz bakmadı, bütün kültürlere baktı. Ağırnas'a ne yapsak azdır. Burada çok törenler gördük. Kravatları taktık, muhterem zevat toplandık, 'Sinan büyüktü', 'Sinan bulunmazdı' dedik, gözyaşları döktük. Ama ne bıraktık? Önemli olan buraya ne bıraktığımızdır. O açıdan Bugünden itibaren bu yol, kentin, aklın, erdemin simgesi olsun. Bu kent Sinan'ın malıdır. Onun vakfiyesidir. Kendi malından çok daha fazla sorumlulukla bu kente bakılacaktır. Bugünden itibaren Ağırnas dünkü gibi davranamayacaktır. Kentin altının üstünün yeniden tanımlanması için kendiyle ve buraya her gelenle hesaplaşacaktır. Biz gelip geçeriz, yöneticiler gelip geçer. Bu ölümsüzülük sınırıdır. Ama bıraktığımız şeyler önemlidir. Onlar kalıcıdır, bizi ölümlülük sınırının ötesine taşır. O açıdan bu yolu yaptıranlara candan teşekkür ediyorum. Bu yolun açılması için çalmadık kapı bırakmayan Belediye Başkanına teşekkür ediyorum. Çünkü ona soruyordum, 'Yahu, iyi de bu yolu nasıl yapacaksın?' 'Biz Gayserilik hocam, yaparık' diyordu... Şimdi burada bir inanmışlık, zoru zorlama gibi bir eylem var. 'Ben bir emeğin ürününü ortaya koyacağım ki, diğerleri de katılsınlar' demek var. Ağırnaslı'lar artık, olana bitene daha etkin katılmak, günlük uğraşlarının dışında kalan zamanlarını bize katmak zorundadırlar. Her devirde dünyanın en önemli ticaret merkezi olan Kayseri'de, Kayserili'ler de parasının bir kısmını Ağırnas'a, Sinan'ın kentine vermelidir. Sinan emeğini dünyaya katmıştı, onlar da gibi dünyanın içinde yer alsınlar. Burada Tarihi Kentler Birliği'nin buluşması nasıl bir dayanışma yaratmışsa, Sinan'ın şemsiyesinin altında toplandığımız şu an da o kadar heyecan vericidir.
Şimdi tekrar teşekkürlerimi sıralamak istiyorum. Gerçekten buraya Vali Bey'in tayininden sonra çehresi değişen farklı bir yaklaşım vardır. İlk radikal başlangıç budur. Sayın Vali'mizden bunun büyütülerek daha da farklı boyutlara taşınarak sürdürülmesi için söz almış bulunuyorum. Ayrıca sivillerin de, herkesin de Ağırnas'taki bu büyük uğraşa katılmasını bekliyoruz.

Mimar Sinan çok önemli bir psikologdu. 4 kaprisli sultanı, imparatoru kendi iradesi içinde ve kendi geliştirmek istediği programlarla onları mutlu kılarak idare etmesi bir yöneticilik ahlakı ve azmidir. Sinan'ın yapmak istediği şeyi sonuna kadar götürürken, her kademedeki insanı tek tek ikna ederek bir yerlere birşeyleri koyması çok önemlidir. Ülkeye küsülmez. İnsanlara küsülmez. Yanlışlıkların üzerine giderek, küskünlükleri dönüştürmek zorundayız. Türkiye'de bugünden itibaren farklı bir rüzgar esiyor. Burada biz nerede duracaksak orada duracağız. Güneşin altındaki sabrınıza teşekkür ediyorum...
(Alkışlar)
Ancak, şimdi Tarihi Kentler Birliği üyesi 90 küsur belediye başkanından, buraya katılanlardan da söz istiyorum. Ağırnas'a ne katacaklarını kısa zamanda bize söylemelerini istiyorum.
(alkışlar)
Ayrıca Tarihi Kentler Birliği'nin ilk Encümen toplantısında şu kararları alacağız:
1- Gerçekten Avrupalı'larla birlikte bir örgüt kurmuşsak, buraya, Sinan'ın Ağırnası'na farklı bakacağız.
2- Avrupa Tarihi Kentler Birliği'ne Mimar Sinan'ın dünyaya verdiği mesajı taşıyacağız.
3- Bu farklı ve ayrıcalıklı coğrafyada kurulduğuna göre, Erciyes Üniversitesi, artık burası için, şimdiye kadar yaptığının beş misli fazlasını yapacak. Öğretim üyesi ile, öğrencisi ile sahada olacak. Dünkü konuşmalarda Rektörlüğe, öğretim üyelerine, öğrencilerine söz hakkı vermemizin temel nedeni buralarda emekleri olduğu içindir. Bu emeklerin devamını, bu kentin planlanmasına katkıda bulunmalarını istiyorum. Hayatın içinde olmalarını istiyorum. Mimar Sinan coğrafyasını, imparatorluk coğrafyasını bizzat yaşadığı için bugün yaşıyor. Karadeniz'de olduğu için yaşıyor, Akdeniz'de olduğu için yaşıyor, İran'a gittiği için, Rodos'ta olduğu için yaşıyor. Gidip görmediğin, insanlarının yüzlerini görmediğin, elini sıkmadığın yere mimar olamazsın, imar yapamazsın, aklını kullanamazsın. Ağırnas'ın aklı, Türkiye'nin aklı olsun, hepinizi yanaklarınızdan öpüyorum..."


Kayseri Valisi Nihat Canpolat da konuşmasında özetle şöyle dedi:
Birkaç güzel olayı bir arada yaşıyoruz. Tarihi Kentler Birliği Buluşması vesilesi ile birkaç gündür Kayseri'de çok önemli misafirlerimiz var. Bu yüzden çok mutluyuz. Bu insanlar, kendilerine, ailelerine ayıracakları zamanı tarihe ayırıyorlar. Hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan bu insanlar tarihi yaşatabilmek ve gelecek nesillere aktarmak için çaba sarfediyor. Bunların herbiri özelde kendi kentlerini, genel de de tüm tarihi mirası yaşatmak için kararlılar. Kayseri'den üç belediyenin de buraya üye olması bizi memnun ediyor.

Kayseri'de Valilik göreve başladığımdan kısa süre sonra değerli Başkanımız 'İşte burası Mimar Sinan'ın doğduğu ev' diye mezbelelik bir yer gösterdi. İnsan tabii ki bundan utanıyordu. Kendisinin eserleri bir tuğla bile kaybetmeden dimdik ayakta dururken, bu büyük ustanın doğduğu ev diye lanse edilen binanın durumu bizi üzüyordu. O günden sonra 'ne yaparız ne ederiz?' diye düşündük. Başkanımızın büyük gayretleri oldu. Kamulaştırmada olsun, projede olsun çok çaba sarfetti. Üniversite'mizin katkıları oldu. Sonra maddi desteği Kültür Bakanlığından sağladık. İstemihan Talay'a bu bakımdan teşekkür borcumuz vardır. Onarımla birlikte, orada bir Parkımız var, onu da çözersek, göğsümüzü gere gere 'Büyük ustanın evi burasıydı, Süleymaniye'yi tasarlarken, buradan gödüğü Erciyes'i de yansıtmıştı' diyebileceğiz. Tabii böyle güzel bir yere güzel bir yolla gelmek gerekiyordu. Bu konuda Ağırnas Belediye Başkanı'mızın gösterdiği çabalara bir de destek verdik. İlgili bütün kurum ve kuruluşlar elbirliğiyle bu yolu açtı. Bu yola Ağırnas için Ağırnaslı'lardan kat kat fazla emek sarfeden değerli Hocamız Metin Sözen'in o güzel isminin verilmesinden son derece mutluyum. İnşallah adınızı kirletmeden, bu yol, güzelliğe giden yol olacaktır, aklın yolu olacaktır Hocam!"

(Alkışlar)... (Frenk Üzümü'ne benzeyen) "Gilaboru" meyvesinden yapılmış şerbet ikramı, Metin Sözen'e verilen plaketler, onun armağam ettiği Sinan Kitapları ve Türk Bayrağı ile örtülmüş, üzerinde "Prof.Dr.Metin Sözen Bulvarı" yazan karayolu levhasının açılması...

Doğrusu törene katılan herkes, bu anlamlı işten çok duygulandı...





(*) Nitekim, Ağırnas Belediye Başkanı, Erciyes Üniversitesi işbirliğiyle, bir "Mimar Sinan Araştırmaları Grubu" kurulması ve eski taş okul binasının onarılarak, burada taş ustaları yetiştirilmesi için harekete geçilmesi amacıyla Metin Sözen'in bulduğu 10 milyarlık fonun bugün yola çıkarıldığını duyunca herhalde daha da sevinecek! (Editörün notu)



Açılıştan görüntüler:


(Resimlerin orijinal boyutu icin lütfen üzerlerine tıklayınız)



          

          

          

          

          



Ağırnas - Gesi Gezisinden görüntüler:



 Kente giriş... Yeraltı şehrinden...


Onarımı süren Mimar Sinan Evi'nin davul-zurna eşliğinde tüm Ağırnaslı'larla birlikte gezilmesi:

   


Kültür Merkezi'ne gidiş...

   

Deniz Entegre Devekuşu Tesisi Ziyaretinden...

   


Gesi Belediyesi'nde bir "Durum Değerlendirme"...



Gesi eski Belediye Başkanı Ömer Özgün'ün Bağı:

   dut silkeleyen evsahibi agactan inerken


Gesi'nin meşhur Güvecinlikleri ya da Kuşevleri (*):

  
Yakından görünüş:


(*) 25 Temmuz 2002 tarihli Milliyet'in Kültür ve Sanat Eki'nde, "Web'de Kültür Sanat" köşesinde de değinilen...

 

Kayseri-Talas gezisi



20 Temmuz 2002, Cumartesi günü biten Panel'in ardından Kayseri Fuar Alanı'nda açık havadaki öğle yemeğinden sonra gezi başladı. İlk olarak aynı yerde yapımı süren Kadir Has Kültür Merkezi gezildi. Daha sonra Kayseri içinde Gevher Nesibe Tıp Tarihi Müzesi ya da Çifte Medreseler, Kitapçılar Çarşısı, Hunat Camii, Güpgüpoğlu Konağı ve Atatürk Evi gezildi. Daha sonra Talas'a gidildi...

 Fuar bahçesinde yemek molası...

Kadir Has Kültür Merkezi:
     

Gevher Nesibe Tıp Tarihi Müzesi:(Soldan 3. resim eski bir "otoklav")

   Otoklav  


Prof. Dr. Ruşen Keleş, serin taş duvara yaslanmış dinlenmeye çalışıyor... 4. resim Başhekim odası. Yanındaki galeri "Koğuşlar"...
Prof.Dr.Rusen Keles dinlenmeye calisiyor   Bashekimin odasi Hasta Koguslari 


Kitapçılar Çarşısı ve Meydan:
Kitapcilar Internet Cafe"Internet Cafe" Yeni Kayseri'nin icinde eskiler 

Hunat Camii: (Cami girisinde onarılan "PC"lerini eve götürmek icin ağabeylerinin namazı bitirmesini bekleyen çocuklar)
    


Güpgüpoğlu Konağı... Burada "su" dekorun ve yaşamın ayrılmaz bir parçası. Alttaki kafesli pencereden görünen bahçede, yuvarlak havuza bir yiv ile getirilen su, doğal bir müzik yaratıyor... Konakta sergilenen objeler arasında az görülen "Çanakkale işi" vazolar da var...

   


  


ve Talas...



   


   


Hattuşa Belediye Başkanı, Talas'taki tarihi kilise ana giriş kapısı (yukarıda, en sağdaki kare) önünde:
   


Kültür Merkezi... "Çocuk Gözüyle Tarihi Talas" fotoğraf yarışması ve dereceye girenler Başkan Orhan Say ile:

   


 Ali Dağı...  Ali Dağı'nda akşam dia gösterisi...

Ali Dağı'ndaki halka açık dinlenme tesisinde yenen akşam yemeği sırasında Talas'ta çalışan Fotoğraf Sanatçısı -ve Hürriyet Muhabiri- Doğan KOCA bir dia gösterisi düzenledi. Yukarıda -ortadaki resimde- görüleceği gibi, Talas'lı çocuklar, Doğan Koca'nın asistanlığını yapmak için yarıştılar... 8 sergi açan Koca'nın "Kayseri Evleri ve Dış Kapıları" konulu bir koleksiyonu var. (Telefonu: 0532 356 3743)

2002/07/24

 

Kayseri'de İkinci Gün...



Ağlasun, Mut ve Niksar sunumlarından...


   


Gerek birinci günün son oturumunda, gerekse ikinci günün başında yeni üyeler tarafından yapılan sunumlar öyle etkileyici ve içtendi ki, değerlendirme için kürsüye gelen Prof. Dr. Metin Sözen, "-Keşke daha evvel olsaymış bu örgütlenme" diye söze başladı... "Keşke daha evvel başlatsaymışız, kimbilir nasıl yol alınacaktı" dedi... Sözen, sözlerine şöyle devam etti:

 

"Yerel yönetimler kentlerine asılırsa politik çekişmelerin olumsuz etkisi iyice azalacak. Baktım da her belediye kendine uygun bir yöntem bulmuş gözüküyor. Side örneğin. İşte Viranşehir. Onun yerini yurdunu bilen azdır. Oysa o bugün Viranşehir'in dünyanın en eski yerleşim yeri olduğunu kendi üslubuyla ve yalın bir biçimde gözümüzün önüne serdi. Herkesin bu sahiplenmeye katılması lazım. İşte Niksar, bize Cahit Külebi'den şiir okuyarak başladı kentini tanıtmaya. Hasan Hüseyin Korkmazgil'in "Ağlasun Ayşafağı" kitabını kaçımız hatırlıyorduk Herron Kapısını kendi ofis kapısına uyarlayan Başkan bugün göstermeseydi? Karacaoğlan'ın Mut'lu olduğunu ya da...

Herkesi tebrik ediyorum. Herkes, kendi kentinin malvarlığını, kendi kimliğini, bunun ne anlama geldiğini satır aralarında söylemiş bulunuyor. Üniversitelerin de artık yerel yönetim projelerinde asli görev almaları şart. Merkezi yönetim de artık dosyalarını açmalı. Öyle sudan dosyalar değil, dört elle... Bu yaptığımız bir propaganda değil çünkü, kentler kurtuluyor..."


"YEREL YÖNETİM HUKUKUNDA ÇEVRE VE KÜLTÜR DEĞERLERİ" PANELİ(*)
Yöneten: Oktay EKİNCİ – Yük. Mimar, Tarihi Kentler Birliği Genel Danışmanı

Konuşmacılar:
Aytimur GÜPGÜPOĞLU Mimarlar Odası Kayseri Şubesi Başkanı
Prof.Dr. Ülkü AZRAK – Maltepe Ün. Öğr. Üyesi, Tarihi Kentler Birliği Danışma Kurulu Üyesi
Mithat KIRAYOĞLU – Yük. Mimar, Tarihi Kentler Birliği Danışma Kurulu Üyesi
Prof. Dr. Vacit İMAMOĞLU , Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi

   

Genel Değerlendirme: Prof. Dr. Ruşen KELEŞ – SBF Öğr. Üyesi, Tarihi Kentler Birliği Danışma Kurulu Üyesi
 

(*) Panel notları deşifre edildikten sonra özetlenip, 29.07.02'de yayına girecek...

Panelden sonra İl Özel İdare binası girişinde çekilen hatıra fotoğrafı:
 


(Resimleri daha yakından görmek için lütfen üzerine tıklayınız!)


 

"Talas - Kayseri - Ağırnas" Buluşması "Sıcak" geçti...


19 - 21 Temmuz 2002



Avniye Tansuğ- ÇEKÜL Vakfı



Tarihi Kentler Birliği'nin 19 Temmuz 2002, Cuma sabahı Kayseri'de başlayan "Talas-Kayseri-Ağırnas Buluşması" yine çok "sıcak" ve "dostluk/yoğun" bir atmosferde yapıldı.

Açılış konuşmalarını, aynı zamanda ÇEKÜL Temsilcisi olan, Talas Belediye Başkanı Orhan Say başlattı. Say, "kültürün yaşama geçirilmesi ve kültür turizmine de kazandırılması için korumanın doğru yapılmasının, 'büyük belediyeler'in toplantıları düzgün izlemesinin, basının konuya vereceği desteğin ve okullara kültürün bir ders olarak konması ve yılda bir kez 'kültürel koruma haftası' yapılmasının" önemine dikkat çekti. Orhan Say Talas'ta onarılan Kır Kahvesi, Rüşdiye Mektebi ve Osmanlı Konağı'na parasal katkıda bulunan iş adamı Kemalettin Timuçin'e teşekkür etti, bilimsel desteği ile yöreye çok emeği geçen merhum Zafer Bayburtluğlu'nu da hayırla andı.

Erciyes Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Hüseyin Yurtsever, -adeta bir estetik Türkçe abidesi olan konuşmasında, dinleyiciyi sıkmadan-, korumanın teorisini sorguladı, diyalektik olarak "karşı savını da içinde barındıran, geçmişten günümüze aktarılan değerlerin geçirdiği bir süreç" olarak tanımladığı korumayı, bir "kültürel evrim" diye niteledi. Yurtsever, daha sonra Üniversite'nin yaptığı ve sayısı 50'yi geçen çeşitli çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Kayseri Büyük Şehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki, korumayı "geç farkettikleri" için, aslında yaptıklarının bir "günah çıkarma" olduğunu "itiraf" etti. Özhaseki, TKB ile bu farkı hızla kapatmaya çalıştıklarını söyleyerek, Kayseri'deki tüm tarihi çeşmeleri de elden geçirmek üzere gerekli hazırlıkları tamamladıklarını müjdeledi, onarılmakta olan Ahi Evran Zaviyesi'nin Ahilik Günü'ne yetiştirileceğini, bir konağı da onararak "Atatürk'ün kaldığı evin aynısına" dönüştüreceklerini belirtti.

TKB Başkan Yardımcısı, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Bekir Kumbul, hemen her toplantıda yaptığı gibi, Kayseri toplantısında da, TKB ile başlayan sürecin, "olumlu ve bulaşıcı bir heyecana dönüştüğünü" vurguladı ve yeni, üyelere cesaret verdi.

Vakıflar Genel Md.lüğü Daire Başkanı Gökçe Güner, Vakıfların artık "silkinerek" olması gereken kıvama geldiğini, örneğin eskiden el sürülemeyen pek çok eserin artık "Restore et/ İşlet/ Devret" yöntemiyle onarıldığını söyledi. Üstelik yalnızca "koruma" değil, "belgeleme" ile de daha etkin biçimde ilgilenildiğini vurguladı.

Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı İbrahim Barbaros, "Yolda gelirken TKB Yerel Kimlik dergisini okudum ve bir ortak-akıl, bir ortak-dil oluştuğunu gördüm, bundan da heyecan duydum" diyerek başladığı konuşmasında, "bütün meselenin eğitimle bilinç vermek" olduğunu, bunun için "hem gençlerin, hem de yetişkinlerin eğitiminde bu konudaki duyarlığı artırılacak bir repertuvar" gerektiğini söyledi.

Orman Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Eşref Girgin, TKB Tüzüğü'nün 3. Maddesi'nin, "kentlerin doğayı da kollayacak biçimde değiştirilmesini önerdiğini" hatırlatarak, "doğal çevre korunmadan, kültürel korumanın eksik kalacağı"nı vurguladı.

Kültür Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Hüseyin Akbulut da, TKB ile başlayan koruma hareketinin giderek yaygınlaşmasından duyulan memnuniyeti dile getirdi.

Son olarak konuşan Kayseri Valisi Nihat Canpolat, Kayseri'nin tarihin her döneminde "ticari merkez" olageldiğini, yöredeki arkeolojik bulgularda, bugünkü çek- senet, kredi kartı v.b. ticaret ögelerinin ön-tiplerinin bulunmasının da, bunu bir kere daha doğruladığını, ancak Kayseri'nin aynı zamanda "hayırsever bir kent" de olduğunu belirtti. Tarihi Kentler Birliği üyesi olmakla Kayseri'nin, bir "kültür merkezi" olma özelliğine de kavuşacağını umduğunu söyleyen Vali Canpolat, Mimar Sinan Evi restorasyonundan sonra, Ağırnas'ta bir de "taş ustası yetiştirecek bir okul" için hazırlıklara başladıklarını söyledi.

Kısa bir aradan sonra, Prof.Dr. Metin Sözen'in danışmanlığında Yönetmen Hasan Özgen ve Hakan Aytekin'in Kapadokya çekimlerinden derlenen "İki Dünya Arasında" adlı belgesel gösterildi. TKB Danışma Kurulu Üyesi Hasan Özgen, gösterimden önce yaptığı konuşmada, kültürel korumanın, "yalnızca turizm ve Türkiyeyi tanıtma" amaçlı olmaması" gerektiğine, "zaten tanıtım için de, toplumun sağlıklı gelişimi için de önce bizim kendimizi tanımamız gerektiğine" dikkat çekti, ve bundan sonraki TKB toplantıları dizayn edilirken, içeriğin ve katılımcı profilinin bu bağlamda çeşitlendirilmesine, bir "mimarlık sorunu" olmayan korumanın, çok-disiplinli bir yaklaşımla tartışılması gerektiğini söyledi.

Daha sonra Yrd. Doç. Dr. Gonca Büyükmıhçı ve Araş. Gör. Hale Kozlu; "Kayseri Evleri", Öğr. Gör. Şeyda Güngör Açıkgöz; "Talas’ta Kültürel Dönüşüm", Yrd. Doç. Dr. Sencer Erkman; "Ağırnas / Mimar Sinan Evi Restorasyonu" başlıklı sunumlarını yaptılar. Ağırnas'taki mimari dokuyu çok geniş biçimde analiz eden Erkman'ın sunumu da gerek dil, gerekse konuya hakimiyeti bakımından çok takdir topladı...

Bu sunumlar Prof. Dr. Kerim Türkmen tarafından değerlendirildi. Türkmen, bu vesile ile bilgisizlik, özensizlik, iyiniyet, telaş, cehalet, v.b. nedenlerden kaynaklanan bazı kötü restorasyon ya da tahrip örnekleri de gösterdi. Örneğin, "tasvir olan yere melek girmez" safsatası yüzünden karalanan ya da kazınan melek resimleri, kırılan kadın yüzü rölyefleri, "6 köşeli yıldız bu" diye tahribedilen "Mühr-ü Süleyman"lar, görünüşü benzeyen ama farklı yazıları içeren taşlarla tamamlanmış ve dolayısıyla içeriği de saçma bir biçimde değişmiş kitabeler, minare geleneği olmayan Selçuklu camilierinden birine ekleniveren bir minare... bunlar arasındaydı.

İl Özel İdaresi Yemek Salonu'nda yenen öğle yemeğinden sonra TKB'ne yeni üye olan ( Altındağ, Mustafapaşa, Niksar, Balaban, Dulkadirli, Ağlasun, Side, Mut, Odunpazarı, Manisa, Karadeniz Ereğli, Uçhisar, Viranşehir ) belediye ve beldelerinin sunumları sıradaydı. Ne var ki, bazı vakit sarkmaları -ve inanılmaz sıcak- sonucu programın uzaması yüzünden bunlardan bir bölümü yapıldı, kalanı da ertesi sabaha bırakıldı.

19 Temmuz 2002 - "Açılış"tan görüntüler

(Resimlerin orijinal boyutları için lütfen üzerlerine tıklayınız!)


    Kayseri Valisi 


  Kars Baskani Naif Alibeyoglu ayagi sakatlanmasina ragmen oradaydi  Canakkale ekibi ve Tansuglar 


   Kayseri Buyuksehir Belediye Baskani





2002/05/30

 
Tarihi Kentler Birliği'nin Şanlıurfa, Antakya ve Tokat Buluşmalarına ilişikin yazılı ve görsel malzeme burada kullanılan sistemdeki bir alt yapı çalışmasından dolayı şu anda ekranlarınızda gözükmemektedir. Bu toplantılar TKB "Yerel Kimlik" dergilerinde yayımlanmış olup, dergi hakkında Tarihi Kentler Birliği Sekretaryası'ndan (0212-249 6464 ÇEKÜL telefonu aranarak) bilgi edinilebilir....


 

Tarihi Kentler Birliği Şanlıurfa Buluşması-II


İKİNCİ GÜN: 24 Mayıs 2002, Cuma




Avniye Tansuğ
ÇEKÜL Vakfı



İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen’in de katıldığı 24 Mayıs Cuma günü, TKB toplantısı açış konuşmaları Şanlıurfa Belediye Başkanı Ahmet Bahçıvan’ınki ile başladı. Bahçivan, hızla Urfa’nın kentsel yaşam açısından geçirdiği evreleri özetledi ve ilk koruma planının 1991 yılında yapıldığı bu tarihi şehirde “bozulma”nın önüne geçmek ve “tarihe sahip olmak için yapılan her çalışmanın, kente geri döneceğine inandıklarını” belirtti.

Başkan Erdoğan Bilenser, TKB’nin kısa tarihçesini anlattı ve yararlarını vurguladı. Bilenser’e göre TKB’nin en büyük yararalarından biri de, yerel yönetimlerin kültür mirasına karşı tedirgin/çekingen tutumunu ortadan kaldırıp, onu sahiplenmeye yüreklendirmesiydi.

“Barajdan kaçırılan konak”



Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur Büyükburç, ilk kez 1492’de kurulan, şimdi 53 devlet üniversitesinden biri olan Harran Üniversitesi’nin imkanlarının son derece sınırlı olmasına rağmen, TKB ile işbirliği yaparak, Akçarlar Konağı’nı “Kültür Evi” olarak restore ettiğini söyledi. TKB’nin Türkiye’yi, batılı devletler arasındaki yerine taşıyacağına inandığını belirten Prof. Büyükburç, Üniversite’nin Tenekeciler Evini de restore edeceğini, Halfeti’de sular altında kalan tarihi Feyzullah Konağı’nı da taş taş söküp, Üniversite alanı içinde yeniden “monte “ettiklerini de ekledi...

“Vakıfların sivil kesime dönen yüzü...”



Vakıflar Genel Müdürü, -Arkeolog ve Urfalı- Nurettin Yardımcı, sivil toplum kuruluşlarının katkıları ile onarılan vakıf eserlerinden örneklerle, kültürel korumada adeta bir seferberliğe dönüşen halk katılımının önemini vurguladı. TKB’nin kuruluşundan sonra bu hususun açıkça ortaya çıktığını ekledi. Son iki yılda Vakıflar’ın Valilikler ve yerel yönetimlerle yaptığı protokollarla onarımların hızlandığını, kaynak bulmada kampanyalar açmak (depremden sonra 165 cami onarımı için böyle fon bulunmuş), kervansaray, han gibi eserlerin yap-işlet-devret yöntemiyle valilikler ve belediyelere verilmesi gibi yeni yöntemler yaratıldığını belirten Yardımcı, Urfa’da da Telkari Camiinin onarımının bittiğini, Mevlevihane Camii ve çevresinin ise restorasyon projelerinin bitirildiğini belirtti.

“Sayısal Loto’dan kültürel koruma fonu”



Kültür Bakanlığı Müsteşarı Fikret N. Üçcan, kültürel projelere kaynak yaratılması konusunda batıdan yaratıcı örnekler verdi. İtalya’da sayısal loto gelirlerinin belli bir bölümünün kayıtsız şartsız kültüre ayrılması gibi. Türkiye’de kitle iletişim araçlarının bu konudaki olumlu örneklere daha çok yer vererek teşvik edici olması gereğine dikkat çekti. Korumada “insan” unsurunun da çok önemli olduğunu belirten Üçcan, “korumayı ekonomik gelişmeye entegre ederek”, “insan, insanın mutluluğu ve refah”ı bir arada tutmak gerektiğini söyledi.

Orman Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Eşref Girgin, Ormanların doğal ve kültürel korumada oynadığı rolün önemine değindi. Bakanlığının restorasyonlara öncelikli ahşap tahsisi konusunu hatırlattı.

ŞURKAV



Şanlıurfa Valisi Muzaffer Dilek, 70 civarında tarihi yapıyı restore ederek rekor kırmış. bulunan ŞURKAV (Şanlıurfa Kültür, Eğitim, Sanat ve Araştırma Vakfı ) çalışmalarından sözetti. “Küçük de olsa, İl Özel İdaresi bütçesinden restorasyonlara ayrılan paylarla büyük işler başarıldığı”nı söyleyen Dilek, kamu – yerel – sivil işbirliğine şimdi herzamankinden daha çok ihtiyaç olduğunu vurguladı ve TKB’nin bu bağlamda çok önemli bir itici güç olduğunu belirtti.


“Koruma sonuç değil, süreç olmalıdır”



Açış konuşmalarının sonuncusu İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen tarafından yapıldı. Bakan Yücelen, “yerelliğin önemini” vurgulayarak başladığı konuşmasında Türkiye’de bir dönüşümün başladığına işaret eden bir dizi ilginç mesaj verdi. Yücelen, “Şanlıurfa’nın ‘şanlı’ unvanını tarihinden aldığını, bu unvanı sürekli taşıyabilmek için, Urfa’nın bunu sağlayan ‘şanlı mirası’ sürekli koruyup, yarınlara aktarması gereğine de değindi. “İnisiyatif” ile “kapasite”nin bir arada olması gerektiği, bu yüzden “hukuken devredilebilecek ne kadar yetkisi varsa”, bu yılın sonuna kadar Türkiye’deki valilere devredeceğini, valilerin, belediye başkanlarının “şeffaf” olmalarının önemli olduğunu, bu yüzden bu zevâtın toplantılarını “halka açık” yapmalarında büyük yararlar gördüğünü, “yönetim kademelerinin de, artık, kendilerini çağdaş yönetim teknolojilerine uyarlamaları gerektiği”ni vurgulayan Bakan Yücelen’in son sözü, en güzeliydi: “Koruma sonuç değil, süreç olmalıdır” .


İçişleri Bakanlığı-Tarihi Kentler Birliği Toplantısı



Kısa bir çay molasından sonra, Bakan Yücelen ile TKB üyesi belediye başkanları ve Bakanlık yetkilileri bir araya gelerek bir bilgilendirme toplantısı yaptılar. Toplantı daha çok, bir türlü fırsat bulup da iletemedikleri sorun ve taleplerini, bu kez rahatça iletebilen belediye başkanlarına İçişleri Bakanı’nın “yol ve yöntemler göstermesi” biçiminde gerçekleşti...

Daha sonra Bakan Yücelen, tarihi mekânda yapılan bir törenle Vali Kemalettin Gazezoğlu Gençlik ve Kültür Merkezi’ni açtı ve Diyarbakır’a hareket etti...

PANEL: “KORUMA BİLİNCİ VE YAYGIN EĞİTİM”


TKB Danışma Kurulu ve ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen’in yönettiği ve katılımcı sayısının daha önceki oturumlara göre azalmasının altı çizilerek başlanan panelde Metin Sözen, “yeni eğitim” kavramına dikkat çekti. Prof. Sözen, şöyle konuştu:

“Asıl önemli olan, klasik eğitim gördüğü halde saygısızlık yapanı durdurabilmektir. Siz yerel yöneticiler bu insanların hergün birebir el sıkıştığı kişilersiniz. Ben eğitimin size dönük tarafını söylemeye çalışıyorum. Hergün kapısı çalınan bankadaki adam sizin kadar yüz görmüyor. Bakanlıktaki de görmüyor. Yerel yönetimdeki insan hergün yeni yüzler görüyor. Hergün sorun görüyor. Herşeyin anlatılatılabileceği tek kişi de sizsiniz. Herşeyi size söyleyebilirler. Söylüyorlardır herhalde. Hemşehrilerinizin size söylemedikleri, kapıdan çevrilmedikleri, aç mısın, saat kaç? demedikleri her gün ve saat, hatta gece yarısı telefonlarınzın çaldığını biliyorum. Demek ki gözle görülmeyen, sizin onlara karşı gündem olarak cevap verip, rahatlatmaya çalıştığınız bir eğitim sistemi var ortada. Görülmemiş, yazılmamış, milli eğitim programına girmemiş. Böyle bir eğitim sisteminde biz görünmeyen meseleleri sizin seçildikten sonraki el yordamıyla çabucak getirdiğiniz çözümlerin, alışkanlıklara cevap arayışlarınızın gerçek bir eğitim olduğuna inanıyoruz. Şimdi bu eğitimin planlanması, sizin sözlerinizin, halkınızı, hemşehrilerinizi ikna eder hale gelmesi önemli. Yokluğu beraber paylaşacağız hemşehrim. beraber Edirneli olacağız, siz de katlanacaksınız, ben de katlanacağım, beraber bu ülkenin yurttaşı olacağız ama ikimiz de budalalık yapmayacağız. İkimizin de yanlış yapmaya, yanlışı sürdürmeye şansımız yok. Gel bakalım. Sen bana ne diyorsun, ben sana ne diyorum? Sen ne benden anlıyorsun? Ben senden yurttaş olarak ne bekliyorum? Sen beni seçmişsin ama bırakıp beni gitmişsin, hemşehri gibi durmuyorsun. Gel beraber birşeyler yapalım, bir eğitim, bir beraberlik, bir kentsel eğitim ve beraberlik duygusu yaratalım. Şimdi buradan başladık, buradan kalkıp, ‘okul kitaplarını böyle yazmayın’ diye Milli Eğitim Bakanlığı’nın kapısını çalacağımıza inanıyorum. Oradan Orman Bakanlığı’na gideceğiz, diyeceğiz ki, ‘orman köylüsü ile olan ilişkilerde, köy muhtarı, oradaki korucu, merkezi hükümetin temsilcisi, oradaki en yakın ilçenin belediye başkanına, diyeceğiz ki, gelin yahu, bir başlık bulup içini dolduralım’. Yani hangi kademede olursa olsun böyle bir eğitim ağının içinden geçmemiz gerekiyor. Bu yeni bir konu, krizden sorna adamakıllı ortaya çıkmış, seçilmiş ve seçilenin beraberce bulması gereken, beraberçe çözüm bulması gereken bir durumdur. Krizden once halk size hesap soruyordu ama artık soramaz çünkü şimdi para hiç yok. ‘Hiç yok’u ‘yok’a, sonra da ‘var’a nasıl çevirmek lazım? İşte bunun hukuki alt yapısı da önemli...”


Kayhan Kavasoğlu, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürü

Kavasoğlu, toplantının önceki oturumlarında kültürel koruma konusunun “herkesin –tüm bakanlıkların- işi” olduğunun görülmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek söze başladı. Koruma konusunda yeni bir projeye başlanırken genellikle ileri sürülen “mevzuat eksikliği”nin varit olmadığını, bunu batılı uzmanların da doğruladığını ancak, uygulamada yanlışlıklar yapıldığını belirten Kavas, bunların aşılmasında TKB eliyle yapılan uygulamaların en büyük yol gösterici olacağını belirtti. “Doğru hazırlanmış ve doğru anlatılmış” projelere “kolayca” para bulunduğunu, ancak “ihtiyaçlar alt alta dizildiğinde paranın ilk beşe girmediğini” vurgulayan Kavas, “korunan kentlerin huzurlu ve suç oranı düşük” olduğuna da dikkat çekti ve şöyle devam etti: “Bu anlamda bu tür yapıların oluşmasında sadece teknik elemanların değil, uzak tutulmaması gereken her düzeydeki yönetici, sosyal bilimcilerin de önemli görevleri vat. Korunan kentler mimari değil, mahallenin geleneğinin, göreneğiin ve kültürünün de korunduğu kentler. Sadece bina korumak, ya da yapı stoğunu geliştirmek anlamında değil, gelenek ve görenekleri koruyarak, geliştirerek yarınlara aktarmak da bununla doğrudan orantılı. Dün Yalvaç Belediye Başkanı’nın anlatmış olduğu mahalle fırınlarının altında yatan gerekçe de o. Biribirini tanıyan, birbirinin örfünden adetinden haberdar olan insanların yarınlara doğru aktardığı mekânlar, hem daha huzurlu, hem daha rahat, hem yarına daha güven içinde bakıyor...”

Kavas bu bağlamda “mahalle bekçileri” ile “mahalle muhtarlığı” kurumlarını örnek vererek, her ikisinin de “Türk yönetim sisteminin dünyaya armağanı” olabilecek kadar “işlevsel ve insani” kurumlar olarak, “korunan kentlerin huzurunu ve güvenliğini artırdıklarının” altını çizdi. “Önemli olanın salt mekânı korumak değil, onunla birlikte, yaşamı, belleği bilinci, dolayısıyla kültürü korumaktır, bu da hayatın kendisinin bize emrettiği bir eğitim biçimidir” diyen Kavas, canlıların doğal ortamından uzaklaşmasının onlarda ruhsal bozukluklara yol açtığının kanıtlandığını, Türkiye’de 2050’lere kadar süreceği görülen iç göç oranı yüksekliğinin bu anlamda önemli bir handikap oluşturduğunu, bu nedenle bireysel ve kurumsal sorumluluklarımızın her zamankinden çok daha fazla olduğunu söyledi, “koruma”nın bu nedenle “salt mimari bir sorun” olmadığını tekrarladı....

Derviş Parlak, TKB Danışma Kurulu Üyesi, Avukat

Sunumunu “Hukuk Eğitiminde İmar ve Koruma” ele alan Parlak, yaygın ve örgün eğitimin “herşey” demek olmadığını, MS. 55 yılında Hieropolis’de doğan (Pamukkale) köle olarak doğan Epikletos’un öğrenmeye duyduğu merak sonucu Stoacı Rufus’tan aldığı eğitimle açıklayarak konuşmasına başladı. Hukuk Fakültelerinde imar hukukunun seçimlik bir ders olduğunu, koruma konusunda da hiçbir eğitim verilmediğini belirtti. “Kent tarihi”nin bir ders olarak liseden itibaren “okutulması”nın önemine değindi.

Oktay Ekinci, TKB Genel Danışmanı, Y.Mimar

TKB panellerinin “genel değerlendirme”sinin gelenek olarak Prof. Dr. Ruşen Keleş tarafından yapıldığını, ancak bu sefer önemli bir engeli olan Keleş yerine kendisinin değerlendirmeyi yapacağını belirten Ekinci, “eğitim” konulu bu toplantıda kaç kişinin olduğunu saydığını, hazır bulunan kişi sayısının toplam 80 kişi olmasının, eğitime önem verilmediğinin kanıtı olduğunu söyledi. TKB tarihinde bir toplantının konusunun ilk kez “eğitim” olduğunun da altını çizdi.

Ekinci, değerlendirmeye geçmeden önce, bazı kişisel saptamalarından da sözetti. Bu bağlamda, İstanbul’u anlatan bir ilköğretim ders kitabında Sultanbeyli için “modern bir kenttir” deyiminin kullanıldığını, bu tür “kentleşmeler”in yanlış olduğunu ve bunun ciddi bir soruna işaret ettiğini söyledi.

Ekinci, aynı gün Urfa’da bir konser vermeye hazırlanan İbrahim Tatlıses’in, Hasankeyf’i sular altında bırakacak baraj projesinin yapımına aday olan bir firmanın reklamını yapmak için geldiğini, yerel kültürün temsilcisi olduğu bilinen Tatlıses’i alkışlayacak halkın, aslında yerel kültürün yokolmasına; “Hasankeyf’in yutulmasını da alkışlayacağını” bunun da yanlış olduğunu vurguladı. Tatlıses’in “Urfa’da Oxford vardı da okumadık mı” lafını da hatırlatan Ekinci, “Urfa’da Oxford olmasa bile Oxford’da ders olarak okutulan alimlerin (8. yüzyılda atomu keşfeden Cabir bin Hayyam, 9. yüzyılda dünya ile ay arasındaki mesafeyi bugünküne en yakın hesabeden Sabit bin Kurra) bulunduğu üniversitenin; Harran Üniversitesi’nin Urfa’da olduğu”nu söyleyince sözleri alkışlarla kesildi...

“Asıl Harran’ın Oxford’lular için bir özlem olması gerektiği”ni söyleyen Ekinci, tarihe ve kültüre çok önem veren İngiltere ve batı dünyası ülkelerinin bugün “gelişmiş ülke” olmalarının tesadüf olmadığını, gelişmemişlerin yani tarihi kimliğini koruyamamış olanların “yoz-kültürün müzesi” olduklarını belirtti. “Bizim coğrafyamızın Yunus, Mevlana, Hacı Bektaş Veli gibi düşünürleri ‘insan’ın önemine dikkat çekerken, batıda ‘insan’ diyenin engizisyona gittiğini” bu konunun batıda ancak 18. yüzyılda Aydınlanma ile gündeme geldiğini, “bunu bildiğimiz halde bir türlü söylemediğimizi, bunun da bir kültür ve eğitim meselesi olduğu”na dikkat çekti. Anadolunun düşünce ve kültür zenginliği ile bugün öğretilenler arasındaki uçurumun bir sorun olduğunu, gözlemlenen kültür boşluğunun temelinde, kendi kültürümüze yabancı kalmaya iten “bugünkü milli eğitim müfredatı”nın da yattığını ileri süren Ekinci, Mevlana’nın “kendini bilmeyen bir alim, ne menem bir alimdir, olsa olsa malumat yığmış bir zalimdir” sözüne bir gönderme yaparak, Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki eğitim yaklaşımını bozup, bugünkü duruma getirenlere ithaf etti...

Ekinci; “Etibank nerede? Sümerbank’ı ne yaptık? Bunlar Anadolu ile kucaklaşan mekânlardı” diyerek İstanbul’daki Askeri Müze’de gördüğü Atatürk’ün “Tarih bir ulusun nelere yetenekli olduğunu gösteren en doğru kılavuzdur” sözünü tekrarladı. Sabah oturumunda İçişleri Bakanı’nın “ister onarın ister müze yapın, yeter ki yoketmeyin” sözünün çok önemli olduğuna değinen Ekinci, yeteneklerin yokedilmemesi gerektiğini, bunun da eğitimle doğrudan ilgili bir konu olduğunu vurguladı.

Daha sonra “değerlendirme”ye geçen Ekinci, Kavas’ın “mahalle bekçisi” kavramına mahalle bekçileri ile ilgili çocukluk anılarını anlatarak, Parlak’ın hukuk konusundaki sunumuna da “imar spekülasyonuna dayalı bir sistemde tarihi yoketmek isteyenlerin zenginleşmekte olduğunu”, “bunun tersine çevrilmesini sonuçlandıracak bir hukuk eğitiminin ‘asıl’ olduğunu” söyleyerek yeni açılımlar getirdi.

PANEL'den sonra bir grup katılımcı Atatürk Barajı (GAP)'na, bir grup da Şanlıurfa Kent Gezisi'ne katıldı...
(Kent gezisi sırasında küçük bir kaza geçirerek geziden ayrılmak zorunda kalan ÇEKÜL Bursa Şubesi Bşk. Şaziye Sezgin'e buradan "geçmiş olsun" dileklerimiz ve sevgiyle...)


2002/05/29

 

Tarihi Kentler Birliği Şanlıurfa Buluşması-I


23-24-25 Mayıs 2002



Avniye Tansuğ
ÇEKÜL Vakfı



BİRİNCİ GÜN: 23 Mayıs 2002, Perşembe



23 Mayıs Perşembe sabahı Türkiye’nin dört bir yanından erken saatlerde yola çıkan Tarihi Kentler Birliği (TKB) üyesi belediye başkanları, merkezi yönetim, ÇEKÜL ve diğer sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri Şanlıurfa’da “buluştular”... D.S.İ Konukevi, Polis Evi, Öğretmen Evi gibi konaklama mekanlarına hızla yerleşildikten sonra, D.S.İ Konferans Salonu’nda toplantı TKB ve Bursa Büyük Şehir Belediyesi Başkanı Erdoğan Bilenser’in açış konuşması ile başlatıldı.


Önce ödentiler!



Bilenser, Türkiye’de kültürel korumacılığın “TKB öncesi ve sonrası” diye iki döneme ayrıldığını vurgulayarak başladığı konuşması sırasında, Birliğe üyelik taleplerinin giderek arttığını, ancak yalnızca üye olmanın yeterli olmayıp, başta ödentilerin düzgün ödenmesi olmak üzere, Temmuz’da Talas, Eylül’de Edirne’de yapılacak sonraki toplantılara kadar üyelerin yükümlülüklerini yerine getirmek için ciddi çaba sarfetmesi gereğine dikkat çekti.

“Türkiye’nin en demokratik tüzüğü”



Daha sonra (TKB Genel Danışmanı ve Birliğin yayın organı “Yerel Kimlik” dergisi editörü kimliği ile) söz alan Oktay Ekinci, Şanlıurfa Toplantısının genel başlığının “Eğitim”, birinci günün gündeminin ise “İç Eğitim” olduğunu belirterek, bir “belediyeler birliği” statüsündaki TKB’nin ayırdedici özelliklerini anlattı. Ekinci, halkın yönetiminin “yerel yönetim”, yerel yönetimin “kentin gerçek sahibi”, kentin kimliğinin “kültür” olduğunu vurgulayarak, “kültürler arası diyalogda siyaset olmadığını, bu nedenle kültürün demokrasinin güvencesi olduğuna” dikkat çekti. “Kendi kentlerinin kültürünü korumak yerel yönetimlerin birincil görevleri olmakla birlikte, bir insanlık mirası olarak onu savunma görevi merkezi yönetime ait olduğu için”, TKB’nın merkezi hükümetle işbirliği içinde olduğunu belirten Ekinci, aynı zamanda sivil toplum kuruluşları ile de yakın plan çalışmayı öngören TKB tüzüğünün, “Türkiye’nin en demokratik tüzüğü” olduğunu söyledi.

Daha sonra “iç eğitim” bağlamında, bazı belediyelerin çalışmalarından örnekler sunulduğu oturuma geçildi...

Yalvaç’tan Ahmed Arif’e katkı...



“Mültimedya”nın tüm olanaklarından yararlanılarak (tıkırtılı PowerPoint ses efektlerine bakılırsa muhtemelen Recep Esengil tarafından) hazırlanan
Yalvaç “Kültürel ve Doğal Değerlerin Korunması, Geliştirilmesi ve Turizmin Çeşitlendirilmesi” projesi, beklendiği üzere Yalvaç Belediye Başkanı Tekin Bayram tarafından değil de, Osman Aydın tarafından sunuldu. Yine de “sakin ve serin” kısa bir giriş konuşması yapan Bayram’a sonradan -daha önceki toplantılarda alışıldığı üzere,- “heyecanlı ve özendirici” üslubunu burada niçin terkettiğini sorduğumuzda “kendini övmek gibi anlaşılıyor, o yüzden” yanıtını verdi... TKB Ödüllü “Mahalle fırınlarının geliştirilmesi”nden hiç bahsedilmese de, “Pisidia Antiochia”nın öne çıkarıldığı bu sunum da oldukça etkileyici idi.

(Bu konunun arkaplanı için internette iki ilginç kaynak var: Biri 2000 Eylül’ünde Yalvaç’ta yapılan “Yerel Yönetimler ve Kültürel Kimlik” paneli: Bkz. mimarlarodasi.org.tr/bulten/b06/b4.html . Diğeri, “Psidia Antiochia” ile ilgili İngilizce bir tanıtım sitesi: Bkz. www.pisidian.com/ )

Sunumun ilginç yanlarından biri de Ahmed Arif’in “Anadolu” şiirine yer verilmesi ve son dizelere “Bir umudum sende Tarihi Kentler Birliği” eklentisinin yapılmasıydı:

ANADOLU

Beşikler vermişim Nuh'a
Salıncaklar, hamaklar,
Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır,
Anadoluyum ben,
Tanıyor musun ?

Utanırım,
Utanırım fıkaralıktan,
Ele, güne karşı çıplak...
Üşür fidelerim,
Harmanım kesat.
Kardeşliğin, çalışmanın,
Beraberliğin,
Atom güllerinin katmer açtığı,
Şairlerin, bilginlerin dünyalarında,
Kalmışım bir başıma,
Bir başıma ve uzak.
Biliyor musun ?

Binlerce yıl sağılmışım,
Korkunç atlılarıyla parçalamışlar
Nazlı, seher-sabah uykularımı
Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,
Haraç salmışlar üstüme.
Ne İskender takmışım,
Ne şah ne sultan
Göçüp gitmişler, gölgesiz!
Selam etmişim dostuma
Ve dayatmışım...
Görüyor musun ?

Nasıl severim bir bilsen.
Köroğlu'yu,
Karayılanı,
Meçhul Askeri...
Sonra Pir Sultanı ve Bedrettini.
Sonra kalem yazmaz,
Bir nice sevda...
Bir bilsen,
Onlar beni nasıl severdi.
Bir bilsen, Urfa'da kurşun atanı
Minareden, barikattan,
Selvi dalından,
Ölüme nasıl gülerdi.
Bilmeni mutlak isterim,
Duyuyor musun ?

Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip...
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne - üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının...
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.

Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
Namuslu, genç ellerinle.
Kızlarım,
Oğullarım var gelecekte,
Herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
Kaç bin yıllık hasretimin koncası,
Gözlerinden,
Gözlerinden öperim,
Bir umudum sende,
Anlıyor musun ?

(Bu arada bu şiiri, Hasankeyf’le ilgili bir yazısında benzer biçimde kullanan Celal Başlangıç’ın 1999’da Radikal’de yayınlanan yazısını da görmeden geçmemeli!: tıklayınız! )


”Sokak adlarından kent tarihine: Çanakkale”



Şanlıurfa’ya en geniş delege grubu ile katılan Çanakkale Belediye Başkanı İsmail Özay, son 1,5 yıl içinde yapılan koruma planında kentin üçte birinin SİT ilan edildiğini belirtirken, kent için “sivil tarih” oluşturmanın gereğine dikkat çekti ve bunun için sokak adlarından yola çıkıp, geliştirilen ilginç projeyi sundu. Bu sunumu da Çanakkale sivil inisiyatifi adına İsmail Erten hazırlamıştı... Güzel bir kitapta da derlenen çalışma katılımcıların takdirini kazandı...

Antalyalı aileler kendi tarihini yazıyor!



TKB Başkan Vekili ve Antalya Büyük Şehir Belediye Başkanı Dr. Bekir Kumbul, “Aile tarihlerinin Yazımı ve Yayımı Kampanyası”nı anlatırken, işe soyadı “Akıltopu” olan en eski Antalyalı’dan başladığını, batıda yaygın olan bu yöntemle, Türkiye içi de önemli bir sivil tarih kaynağı oluşturulabileceğini belirtti. Bu noktada, özellikle “restitüsyon” çalışmalarında aile fotoğraflarının önemi su yüzüne çıktı. Artık yerinde olmayan bazı yapıların, bazı aile fotoğraflarında mutlaka görüldüğü, bunun da yeniden yapım için hayati önem taşıdığının altı çizildi.

”Liselerde Kent Tarihi Konferansları”



İzmir’in sunduğu projenin başlığı böyle idi. Fikret Yılmaz ve Sabri Yetkin’in sundukları bu proje de genel başlığı “eğitim” olan toplantı formatıyla bir hayli örtüştü...

Birinci gün, öğle yemeğinin ardından, Tarihi Kentler Birliği Meclisi bir Toplantı yaptı. Daha sonra katılımcılar ilk şehir gezisine çıktılar...



HARRAN...


Antik Harran Kenti gezisi...



















Harran evleri



Harran genel



Harran genel



Harran...



Harran...



Harran Ulucami levha



Metin Sözen-Salih Seymen



İki Başkan...



Eski Harran Universitesi



Yeni Harran Universitesi'nin Kültür Evi



Fotoğraflar: Kerem Kırayoğlu- A. Tansuğ


2002/05/22

 

TARİHİ KENTLER BİRLİĞİ ŞANLIURFA BULUŞMASI



23-24-25 MAYIS 2002


TARİHİ KENTLER BİRLİĞİ
“YEREL KİMLİK” ÇALIŞMALARI

(Devlet Su İşleri Konferans Salonu/10.00-13.00)

10.00-10.30 10.00-10.30 Genel Bilgilendirme

Erdoğan BİLENSER
Tarihi Kentler Birliği Başkanı
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı

Oktay EKİNCİ
Yerel Kimlik Dergisi Editörü
Tarihi Kentler Birliği Genel Danışmanı

10.30-13.00 BELEDİYELERİN SUNUŞLARI
Yalvaç “Kültürel ve Doğal Değerlerin Korunması, Geliştirilmesi ve Turizmin Çeşitlendirilmesi Projesi”
Genel Sunuş : Osman AYDIN
Roma Kapısı : Fikri AKTAN

Çanakkale “Sokak Adlarından Kent Tarihinin Belgelenmesi”
Sunuş: İsmail ÖZAY – Çanakkale Belediye Başkanı
Sunuş: İsmail ERTEN – Sivil İnsiyatif

Antalya “Aile Tarihlerinin Yazımı ve Yayımı Kampanyası”
Sunuş: Danışma Kurulu / Dr. Bekir KUMBUL –Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı, Tarihi Kentler Birliği Başkan Vekili

İzmir “Liselerde Kent Tarihi Konferansları”
Sunuş: Fikret YILMAZ, Sabri YETKİN

13.00-14.00 Öğle Yemeği

TARİHİ KENTLER BİRLİĞİ
MECLİS TOPLANTISI

(Devlet Su İşleri Konferans Salonu / 14.00-16.00)

14.00-14.30 Açılış

Belgesel Film “Anadolu’da Ev ve İnsan (1)”
Yönetmen: Zeynel ELÇİOĞLU

14.30-16.00 MECLİS TOPLANTISI

16.15-19.00 ATATÜRK BARAJI SEYAHATİ

19.00 Akşam Yemeği



TARİHİ KENTLER BİRLİĞİ
ŞANLIURFA GÖRÜŞMELERİ

(İçişleri Bakanı Sayın Rüştü Kazım YÜCELEN’in katılımlarıyla)
(Devlet Su İşleri Konferans Salonu / 09.30-16.00)

09.30-11.00 Açılış/ Açılış Konuşmaları

Ahmet BAHÇIVAN
Şanlıurfa Belediye Başkanı

Erdoğan BİLENSER
Tarihi Kentler Birliği Başkanı
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı

Prof. Dr. Uğur BÜYÜKBURÇ
Harran Üniversitesi Rektörü

Nurettin YARDIMCI
Vakıflar Genel Müdürü

Eşref GİRGİN
Orman Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı

Fikret N. ÜÇCAN
Kültür Bakanlığı Müsteşarı

Muzaffer DİLEK
Şanlıurfa Valisi

Rüştü Kazım YÜCELEN
İçişleri Bakanı


11.00-11.15 Çay Arası


İÇİŞLERİ BAKANLIĞI-TARİHİ KENTLER BİRLİĞİ
ŞANLIURFA TOPLANTISI

(11.15-12.15)
İçişleri Bakanı Sn. Rüştü Kazım YÜCELEN ile Tarihi Kentler Birliği Belediye Başkanları ve Bakanlık Yetkilileriyle Bilgilendirme Toplantısı

12.30-13.30 Öğle Yemeği
13.45-14.45 Tarihi Mekandaki Vali Kemalettin Gazezoğlu Gençlik ve Kültür Merkezi açılış töreni ve slayt gösterisi

15.00-16.30 PANEL
“KORUMA BİLİNCİ VE YAYGIN EĞİTİM”

Yöneten: Prof. Dr. Metin SÖZEN
Tarihi Kentler Birliği Danışma Kurulu Başkanı, ÇEKÜL Vakfı Başkanı

Konuşmacılar:

Kayhan KAVAS “Kültürel Miras ve Eğitim”
İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürü
TKB Danışma Kurulu Üyesi

Mithat KIRAYOĞLU “Sivil Toplum Kuruluşlarının Koruma Bilincindeki Rolü”
TKB Danışma Kurulu Üyesi

Derviş PARLAK “Hukuk Eğitiminde İmar ve Koruma”
TKB Danışma Kurulu Üyesi, Avukat

Genel Değerlendirme: Oktay EKİNCİ
TKB Genel Danışmanı, Y. Mimar

16.30-19.30 URFA KENT GEZİSİ (Yerel Organizasyon)

20.00 Akşam Yemeği





07.00 Şanlıurfa’dan Hareket

09.00-11.00 MARDİN/ Kahvaltı ve Gezi

11.00 Mardin’den Midyat’a Hareket

12.30-15.00 MİDYAT/ Yemek ve Gezi

15.00 Midyat’tan Hasankeyf’e Hareket

16.00-17.30 HASANKEYF Ziyareti

17.30 Hasankeyf’ten Diyarbakır’a Hareket

19.30-21.30 DİYARBAKIR’da Akşam Yemeği

Konaklamalar (Diyarbakır veya Şanlıurfa)



İletişim: İbrahim EMİROĞLU
Şanlıurfa Belediyesi
Özel Kalem Müdürü
Tel: (0414) 313 47 34

Nursu BÜYÜKHELVACIOĞLU
TKB İstanbul Sekreteryası
Tel: (0212) 249 64 64 Faks: (0212) 251 54 45

Ayşe KAYA
TKB Bursa Sekreteryası
Tel: (0224) 233 11 71 Faks: (0224) 234 77 58


2002/03/25

 

TOKAT BULUŞMASI: 22-23-24 Mart 2002


Tarihi Kentler Birliği Tokat Buluşması katılanların zihninde ve yüreklerinde yine kolay kolay unutulmayacak izler bırakarak yaşandı...

21 Mart 2002- Kent Senatosu Brifingi



Tokat etkinliği aslında 21 Mart'ta Tokat Kent Senatosu'nun ÇEKÜL Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen'e verdiğidiger resimler icin tiklayiniz brifing ile başladı. Brifing'e Senato'nun Onur Kurulu üyeleri Tokat Valisi Mehmet Gündoğdu ve Belediye Başkanı Nizamettin Aydın da katıldılar.. (Kurulalı henüz 1,5 yıl olan Tokat Kent Senatosu'nun bu süre içindeki serüveni ve gerçekleştirdiği çalışmaların neler olduğunu görmek için lütfen Senato'nun web kütüğü'ne bakınız...) Başkan Dr. Şaban Dönmezoğlu, Başkan yardımcıları Av. Ufuk Petanoğlu ve Mak. Müh. Tamer Şaylan, Çekül Vakfı Gönüllü İl Temsilcisi ve İl Özel İdare Md. Yrd. Adnan Şahin, Tokat Belediye Başkan Yardımcısı Yunus Yılmaz, Kadın Platformu Başkanı ressam Hülya Erk, İkinci Başkan Tarım Müh. Şeyda Dönmezoğlu, Gençlik Platformu Başkanı Asım Kara etkinlikler ve projeler hakkında bilgi verirken, Tokat'a gelen NTV ekibi de sunumu görüntüledi.



Açılış



22 Mart 2002 sabahı Tokat 26 Haziran Ataturk Kultur Sarayi sahnesi...


22 Mart 2002 sabahı, 26 Haziran Atatürk Kültür Sarayı Türkiye'nin dört bir yanından gelen Tarihi Kentler Birliği üyesi Belediye başkanları, merkezi, yerel yönetim ve Çekül vakfı ile diğer sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, bilim insanları, gazeteciler ve Tokat halkı ile adeta "sarılmıştı"... Saygı duruşunu, -Türkiye'de belki de çok az yerde bu kadar "düzgün" söylenen bir- İstiklal Marşı izledi. Marş, Tokat etkinliklerinde, başından sonuna kadar etkin bir biçimde rol alan Gaziosmanpaşa Üniversitesi (GOP) öğrencilerinin oluşturduğu koro ve orkestra tarafından seslendirildi. Daha sonra sahneye Niksar Kızık Köyü halk oyunu ekibi çıktı. Onu, GOP halk oyunları ekibinin, "kadına saygı"yı simgeleyen bir gösterisi izledi. Üçüncü dans, çoğunun yaşını başını almış olmalarına rağmen hala üstün bir performans sergilediği; Kuyucak köyü kadın ve erkeklerinin "semah" gösterisi oldu. Daha sonra açılış konuşmalarına geçildi.


Tokat Belediye Başkanı Nizamettin Aydın, Tokat'ta 181 adet tescilli yapı olduğunu belirterek, bu yapıların tarih öncesinden başlayıp, Bizans, Selçuklu, Osmanlı dönemlerinin eserleri olduğunu, Türk kültürünün bu kültürlerin tümününün bir sentezi olduğunu vurguladı.


GOP Rektörü, Prof. Dr. Mümtaz Turgut Topbaş, Tokat'ı çok sevdiklerini, ama "toprağın altının ve üstünün elden gittiğini", "1.sınıf arazilerin SİT alanı ilan edilmesinin olumlu olabileceğini" söyledi ve "turist artık denizden, kumdan, güneşten bıktı, başka şey arıyor, o başka şey de Tokat'ta var" dedi.


Daha sonra bir konuşma yapan Tarihi Kentler Birliği Başkan Vekili ve Antalya Belediye Başkanı Dr. Bekir Kumbul, Tarihi Kentler Birliği ile bir taraftan kültür mirası korunurken, bir taraftan da Türkiye'nin kimlikli bir ülke olarak gelecek dünyada yerini almasına yardımcı olduğunu belirtti. Dr. Kumbul, "Türkiye'nin Avrupa'ya kimlikli bir ülke olarak entegre olması gerekiyor. Ondan sonra dünyaya entegre olup, bu kimlikle diğerlerini de etkilemeye çalışmamız gerek" dedi. Korumacılığı bir virüse benzeten Kumbul, "Tarihi Kentler Birliği, Anadolu'yu tanıyan, onu baştan başa dolaşan bir virüstür, iyi bir virüstür, bu toplumun reçinesi, harcı olmuş bizi birleştirmiştir..."diye ekledi.


"Tokat, Bu Senin Hikayendir!" başlıklı belgeselin gösterilmesinden sonra kürsüye gelen Tokat Valisi Mehmet Gündoğdu, "Folklor oyunu ile tarihi canlandırabiliyorsunuz ama mimari mirası canlandırmak kolay değil" diyerek başladığı konuşmasında, Tokat Kent Senatosu'nun gerçek bir sivil toplum kuruluşu olarak yararlı olduğuna dikkat çekti. Vali Gündoğdu; "Bu film, Tokat'ın şu andaki durumunun bir özeti işte... Tokat'ın tarihi mirasının kurtarılması için 10 trilyon TL gerekiyor. Tarihi Kentler Birliği'nin işi, işi sistematize etmek. Kaynak kullanımında bize-İl Özel İdareleri'ne- yetki verilsin, 'Ankara'dan para gelecek' diye beklemek yerine, genişletilmiş saha hareketini başlatalım, 5 yılda işi bitiririz." dedi.


Sergi



Açılış konuşmalarından sonra, yine aynı yerde, Tokat coğrafyasında birbirine eklemlenen 5000 yıllık kültür mirasının yaşayan izlerinden derlenen Sergi gezildi.

Tarihi Eserler Proje Sergisi
Uygulamalı El Sanatları Sergisi
Sulusokak Hanlar Bölgesi Proje Sergisi
Sivil Mimaride Restorasyon Örnekleri Sergisi (Mimar Fikri AKTAN )
Doğal Güzellikler ve Nostalji Fotoğraf Sergisi

alt başlıklarından oluşan Sergi'de yer alan yazmacılar, çarıkçılar, bakırcılar, ebru ustaları, sepetçiler, yerel müzik aleti yapanlar, dokumacılar, halıcılar... el sanatçıları (Çin malı hazır bebeklere giydirilen yöresel elbiseli Tokat bebekleri, halk kültürünün de küreselleştiğine güzel bir örnek idi!) bir taraftan üretimde bulunurken, Kuyucak Köyü oyuncuları da oyunlarına devam ediyordu. Antakya Belediye Başkanı İris Şentürk, Tokat Valisi, Kars Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu, Prof. Dr. Metin Sözen, Edirne Belediye Başkanı Cengiz Varnatopu, Antalya Belediye Başkanı Dr. Bekir Kumbul ve Niksar Kaymakamı bu oyuna katılmaktan kendilerini alamadılar.

Sergi'de ayrıca, Tokat'ta "Kültür Yolu" adı verilen parkur üzerinde bulunan ve onarılacak olan tarihi yapılardan bir kısmının rölöve ve restorasyon projeleri de görüşe açılmıştı. Sergilenen işler içinde 23 yaşındaki genç oymacı Mehmet Çakar'ın tahta işlemeleri büyük beğeni topladı. Kastamonu Vali Yardımcısı Feyzullah Özcan, bu genci becerilerini yeni usta adaylarıyla paylaşmak üzere Kastamonu'da kurulan el sanatları merkezine davet etti.

Paneller



Öğle yemeğinin ardından iki Panel yapıldı:

“SELÇUKLUDAN GÜNÜMÜZE AKAN UZUN YOL”

Oturum Başkanı: Prof. Dr. Metin SÖZEN, ÇEKÜL Vakfı Başkanı.
Konuşmacılar: Prof. Dr. Raci BADEMLİ, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi,
Mithat KIRAYOĞLU, ÇEKÜL Vakfı Başkan Vekili,
Prof. Dr. Oktay BELLİ, İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi,
Avniye TANSUĞ, ÇEKÜL Vakfı İletişim Danışmanı, Hukukçu ve iletişim uzmanı
Prof. Dr. Kenan MORTAN, Dünya Gazetesi Yazarı,
Osman AROLAT, Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni.

ÇEKÜL Vakfı Başkanı, Tarihi Kentler Birliği Encümen Üyesi ve Danışmanı Prof. Dr. Metin Sözen, oturumu açarken şunları söyledi;

"Dün, Kent Senatosu toplantısından sonra düşündüm. Sistem oturmuş gibiydi. Sabahki konuşmalar ise 'biz farklı bir çizgi oluşturuyoruz' der gibiydi. Dikkat ettim, konuşmalarda 'teşekkür' yoktu. Bu da doğaldı, çünkü iş yapılıp, sahibine iade ediliyordu. 'Ben yaptım' anlayışı yoktu. İşte bu çok önemli. Yapılan yanlışları düzeltmek, doğruları yapabilmek için oturup düşünmek gerek. Yarım yüzyıl hem de devlet parasıyla bu yanlışı nasıl yaptık? diye sormak gerek. Değişme ve yeniden yapılanma olacaksa, bu değişimi doğru sağlamamız lazım. Büyük birleşmenin içinde küçük çıkarlar engel oluşturuyorsa, bu engelin kırılması gerekir. Üniversiteler açıp, 'gelin okuyun' diyoruz. Toprak ve kültür yoksa bu gençlerin geleceği adına zorluk var demektir."

Prof. Dr. Raci Bademli, 3 eksen etrafında konuşacağını belirtti. Bunlar "Kültür ve doğa varlıkları", "Zihniyet/bakış açısı değişikliği", "Yerellik ve evrensellik" idi. Bademli, "Kültür ve doğa varlıkları" konusunda yasalarımızda yer alan "taşınır / taşınmaz" ayrımına dikkat çekerek, kültürün hep "elle tutulur" bir şey; "fizik varlıklar" olarak algılandığını, oysa yaşamımızda "elle tutulamayan, kuşaktan kuşağa devredilerek, günümüze kadar gelen şeyler de olduğu"nu ve bunların ihmal edildiğini hatırlattı. Arkeologların, bir taşın üzerinde gördüklerinde heyecan duydukları bir çiğdem figürünün, aslında Hititler'in toplumsal yaşamındaki bir geleneğin simgesi olduğunu (ilk açan çiğdemden yapılan pilav ve söylenen türkü) örnek olarak veren Bademli, bu "elle tutulamayan kültür"ün "ilk ve son halkalarının oluşumu heyecan verici" olan bir "zincir"e benzediğini, genellikle kırılan son halkalarda "genetik bir sıkıntı" yaşandığını, belki de bütün bunların inceleneceği bir "kültür zinciri mühendisliği" disiplinine ihtiyaç olduğunu söyledi. Bademli, "Zihniyet/bakış açısı değişikliği" konusunda yapılması gereken köklü değişiklikleri ise şöyle özetledi: Korumaya gelişmenin engeli değil, önkoşulu olarak bakılması; kalkınmanın yerel kaynaklardan kaynaklanması; yönetimin aşağıdan yukarıya işlemesi; pasif yerine, aktif planlama, strateji planlamasının önemi. "Yerel olmadan evrensel olunamayacağı"nın altını çizen Bademli, tarihi yapıların onarımı için kaynak yaratılması konusunda da, sıkça başvurulan "yap-işlet-devret" çözümünün "yapının masrafını yapıdan çıkartılması" anlamına geldiğini, bunun da çeşitli yanlışlıklara yol açabildiğine dikkat çekti ve somut önerilerde de bulundu. Örneğin, her yeni inşaatta, oluşacak kentsel rantın bir bölümünün, "tarihe katkı payı" gibi bir formülle belediyeler tarafından alıkonması ve biriken paraların onarım fonuna aktarılması, Bademli'ye göre pratik çözümlerden biri olabilirdi. Prof. Dr. Raci Bademli'nin, aslında "Ankara tavşanı"ndan elde edilen dünyaca ünlü "angora" yününün, tekrar Ankara'da üretilmesi amacıyla gerçekleştirilmekte olan proje hakkında verdiği bilgiler de, izleyicilerin çok ilgisini çekti.

Prof. Dr. Oktay Belli, özetle şunları söyledi: "1932'den beri, arkeolojik kazılar ve yüzey araştırmaları yapıyoruz. Van'da kurduğumuz ve yabancı uzman arkeologların içinde olmadığı merkezde 35 yıl kazı yaptık. Genellikle Doğu Anadolu arkeolojisinde yabancı uzman yoktur zaten. Biz çalışmalarızı kendi olanaklarımızla sürdürdük ve bir kitapta topladık. Şimdi Türki cumhuriyetlerde de çalışmaya başladık. Ne var ki, Asyayı gördükten sonra Anadolu'yu çok daha iyi anladık. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, Mısır uygarlığı, Akdeniz uygarlığı tekdüze uygarlıktır. Anadolu'nunki kadar çok renkli ve çok çeşitli bir uygarlık yoktur. Buna rağmen bu mirasa doğru biçimde sahip çıkılmadığı ortadadır. Örneğin ben Tokat'a gelirken "kalhana"ları (eski bakır atölyesi) göreceğim diye çok seviniyordum, ama bakıyorum ki pek kalmamış. Tarihi Kentler Birliği ile yerel yönetimler yeni bir Kuva-yı Milliye başlattılar. Kültür Kuva-yı Milliyesi!"

Avniye Tansuğ, AB'nin kurucusu Jean Monnet'nin, "Avrupa Birliği kültür arayan ekonomik bir yapıdır, yeniden başlayacak olsaydım, kültürle başlardım" sözünü hatırlatarak başladığı konuşmasında, ekonomik kaygılarla oluşturulduğu açık olmakla birlikte, "e-Avrupa" projesiyle yapılmaya çalışanın, bir taraftan da yeni okuryazarlık türleri bağlamında, "bilgi-okuryazarlığına geçiş" amaçlandığı için, bir "kültür devrimi" olduğuna değindi. Projeye kendi isteğiyle katılan Türkiye'nin, "e-Avrupa+" başlığı altındaki "e-Türkiye" için bir "seferberlik" gerektiğini söyleyen Tansuğ, Türkiye'nin kültür mirasının elektronik ortama taşınmasının gerek koruma, gerekse "içerik arayan" Avrupa için taşıdığı öneme dikkat çekti. Bilişim teknolojilerinin kaynak yaratmada sağladığı kolaylıklara dünyadan çeşitli örnekler veren Tansuğ, havza boyutundaki kültürel koruma kavramının, "Büyük düşün, küçük başla, hızla ölçeklendir" formülü ile ifade edilen "ekonomik havza" boyutuna ve "elektronik ağ ortamında" taşınabileceğini, bunun da kültürel koruma ve ekonomik kalkınmayı aynı anda mümkün kılacağını vurguladı. Tansuğ, gerçekten bilgi toplumu olabilmek için, öncelikle "internet'i snobe eden aydınlara" çok iş düştüğünü, onların "teknoloji özürlü olmayı sempatik göstermekten vazgeçip, bir an önce kendilerini ulaşılabilir kılmaları ve bildiklerini genç kuşaklarla paylaşmaları" gerektiğini vurguladı.

Prof. Dr. Kenan Mortan, İstanbul'da özellikle konserlerini çok beğendiği İş Sanat Kuleleri girişine bir "Kybele" heykeli eklenmesinin, kültürel süreklilik açısından olumlu bir seçim olduğunun altını çizerek başladığı konuşmasında, ÇEKÜL Vakfı'nın işlevlerine değindi. Mortan, "Çekül kim? Çekül gündem oluşturan. Adem-i merkezi oluşumun harekete geçirdiği gündemi oluşturan kurum. Zaten Drucker'ın da çok yeni bir tanımına göre, sivil toplum kuruluşunun görevi, kuru kuruya bilgi aktarmak değil, spesifik oluşumlara yol açmaktır" dedi. Prof. Mortan, Tansuğ'un önerdiği "ekonomik havza" kavramının, Türkiye'de zaten varolduğunu, örneğin DPT'nin Amasya, Çorum, Yozgat, Tokat ve Samsun'u içeren Yeşilırmak Havzası projesinin bu bağlamda planlandığını ancak projenin gerektiği gibi gelişemediğini belirtti.

Mithat Kırayoğlu, Tokat'ı içinde çeşitli kültürlerin buluşup, birbirleri içinde eridiği ve yeni bir bileşim oluşturduğu bir "kültür çanağı"na benzeterek, Tokat'a öncelikle gereken şeyin bir "kültürel kalkınma havza projesi" olduğunu belirtti. Tarihi Kentler Birliği'nin kuruluş öyküsü ile devam eden Kırayoğlu, Birliğin Avrupa Tarihi Kentler Birliği'nin de üyesi olduğunu ve üyeleri olan yönetimlere kültürel kalkınma bağlamında giderek artan ölçüde çözümler ürettiğini söyledi. "Ekonomik kalkınmayı başarırsak, olsa olsa Avrupa'nın taşaronu oluruz, ama tarihi mirası korursak, Avrupa'nın patronu oluruz" diyen Kırayoğlu, Tarihi Kentler Birliği'nin, Tokat'tan bir önceki Antakya Buluşması'nda belirlenen yapıların onarımı için 30 kişilik bir uzman ekibi oluşturduğunu, bu ekibin önümüzdeki günlerde Antakya'ya giderek ilk çalışmaları başlatacağını da açıkladı.

Osman Arolat, "Hattuşa'da çivi yazısını bilen az insan vardı" diye başladığı konuşmasında, Tokat'a gönderilen bir taş tableti yazan katibin, mesajını bitirdikten sonra alıcıya dipnot olarak eklediği "bizim öküzler ne oldu?" sorusuna gönderme yaparak, tarımın uygarlıkların gelişmesindeki rolüne dikkat çekti ve tıpkı Hattuşa'da çivi yazısını bilenin az olduğu gibi, günümüzün bilgi teknolojilerini de yaşama geçiren toplumların az olduğunu, ancak bu iki teknolojiye (tarım ve bilgi) dayalı bir dönemin geleceğini söyledi. "5000 yıllık kültürün gerçek bir mirasçısı olduğu çıplak gözle bile görülebilen Tokat"ın da konuya "havza mantığı" içinde yaklaşmasını öneren Arolat, yerel örgütlenmelerle çıkarılacak bir envanterle işe başlanmasının ve bilgiyi paylaşmanın önemini vurguladı. Arolat konuşmasını, "bilgi paylaşımının erdemi" üzerine yazdığı bir yazıdan sonra bir okurunun gönderdiği Konfiçyüs'e ait şu hikaye ile bitirdi: "Sen bana bir ekmek versen, ben sana bir ekmek versem, senin de benim de birer ekmeğimiz olur. Sen bana bir bilgi versen, ben sana bir bilgi versem, senin iki, benim de iki bilgimiz olur"!


“BUGÜNDEN GELECEĞE TARİHİ KENTLER BİRLİĞİ”

Oturum Başkanı: Dr. Bekir KUMBUL, Tarihi Kentler Birliği Başkan Yardımcısı, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı,
Dr. Nurettin YARDIMCI, Vakıflar Genel Müdürü (yerine Argun GÖREN),
Eşref GİRGİN, Orman Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı,
Kayhan KAVAS, Mahalli İdareler Genel Müdürü (yerine Bilal KARACA),
Mehmet Bakırcı, Turizm Bakanlığı Temsilcisi
İnş. Müh. Nizamettin AYDIN, Tokat Belediye Başkanı,
Cengiz VARNATOPU, Edirne Belediye Başkanı,
Naif ALİBEYOĞLU, Kars Belediye Başkanı,
Orhan SAY, Talas Belediye Başkanı

Dr. Bekir Kumbul'un yönettiği ikinci panelin ilk konuşmacısı Eşref Girgin, Tarihi Kentler Birliği'nin bir "aşk meselesi" olduğunu söyleyerek, "Orman Bakanlığının bu oluşumda ne işi var?" diye soranlara, "kültürün doğadan soyutlanamayacağı" yanıtını verdiklerini belirtti. Girgin, Türkiye'de "3500'ünün endemik (dünyada yalnız o bölgede yetişen) olduğu 10.000 bitki türü bulunduğu"nu belirterek, Orman Bakanlığının doğal zenginliklerden sorumlu olduğunu ve havza boyutunda korumadaki işlevlerini anlattı.

Bilal Karaca, Avrupa Kentsel Şartı'nın çağdaş Avrupa kültürünün oluşumu için "tarihi kent"i bir gerekirlik olarak kabul ettiğine dikkat çekerek, "zengin tarihi, taassup, hoşgörüsüzlük ve radikalizmi de törpüleyecek, ortak bilinç yaratacak bir birleştirici olarak görüyoruz" dedi. Yerel Yönetimler yasa tasarısı kesinleşirse, İl Özel İdarelerine bu bağlamda kamulaştırma yetkisi verileceğine de dikkat çekti.

Argun Gören, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün de Tarihi Kentler Birliği'nin destekçisi olduğunu belirtti.

Mehmet Bakırcı, "Eko Turizm Yılı" olarak ilan edilen 2002'de Turizm Bakanlığı'nın "İpek Yolu (İpek Yolu güzergahındaki han ve hamamların restorasyonu), taşıma kapasitelerinin değerlendirilmesi" gibi kültürel turizm ilintili projeler hakkında bilgi verdi. Bakırcı, şöyle devam etti: "10 trilyon TL. Turizm Bakanlığı'nın kültür turizmi için, 10 trilyon TL. da Kültür Bakanlığı'nın elinde bütçe var. Bu paralar belli bir kaynakta toplanmadığı için heba oluyor. Tüyü bitmemiş yetimin parası olan bu kaynaklar bir havuzda toplanmalı ve ehil eller tarafından harcanmalıdır."

Nizamettin Aydın, "Hoşgörünün en iyi göstergesi, tarihi ve kültürel değerlere saygıdır" diyerek Tokat'taki sayısı 180 dolayında olan tarihi eserleri tanıtan bir görsel sunum yaptı. Aydın, sunumunun son bölümünde 10.000 metrekare alan üzerinde, bir kısmı yer altında olmak üzere 3.000 metrekareye yakını kapalı alan olarak değerlendirilecek "Meydan Projesi"ni üç boyutlu ve hareketli olarak tanıttı.

Cengiz Varnatopu, Tokat Buluşması'na gelmeden önce Bulgaristan'da olduğunu, bu ziyaretinin nedeninin, üzerinden geçtiği ülkelerde "Evros- Mariç- Maritsa" diye anılan "Meriç Nehri ile bağlantı" dolayısıyla kurulan "Meriç Belediyeler Birliği" olduğunu açıkladı. AB'nin de bu tür "bölgesel ve sınır ötesi işbirlikleri"ni desteklediğini belirten Varnatopu, belediye ve valilik yardımlaşması ile, Meriç Köprüsü Karakol Binası, Tarihi Kaleiçi, Maarif caddesi binaları, 101 yıllık Belediye binası, eski Elektrik Fabrikası gibi yapıların restitüsyonuna başladıklarını belirtti. İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin arkeolojik kazılarının da sürmekte olduğunu söyleyen Varnatopu, Tarihi Kentler Birliği'nin koruma yasalarının bir an önce düzenlenmesi konusunda beklenen katkısına değinerek, Vakıflar'a ait yapıların çok "komik" paralarla kiralandığına dikkat çekti.

Naif Alibeyoğlu, Tokat Valiliği'nin açılışta gösterdiği filmi izlerken içinden "işte Kars da aynen bu durumda" diyerek hüzünlendiğini, bu yüzden, kaynağı kısıtlı yerel yöneticileri biraz da "romantik şövalyeler"e benzettiğini belirtti. Kars'ın gerek bütçe, gerek iklim koşullarından dolayı "zor durumda" olduğunu vurgulayan Alibeyoğlu'nun "batık bankaları kurtarmada olduğu gibi, aynı kararlılıkla kültür mirasını korusalardı; belki de bu ekonomik kriz olmazdı" sözleri, izleyicilerin hararetli alkışları ile karşılandı. Alibeyoğlu, tarihi eser sahibi bireylere, uzun vadeli ve faizsiz kredi verilmesini önerdi ve Kırayoğlu'nun "ekonomide olsak olsak taşaron oluruz" sözüne itiraz ederek, "kültür mirası doğru korunsa, değil Avrupa'nın, dünyanın birinci lig ülkesi oluruz" dedi. Bu konuda özveriyle katkıda bulunan ve sayısı çok az bulunan bireylere de "sahip çıkılması ve değerlerinin iyi bilinmesi" gerektiğini söyleyen Alibeyoğlu, Kars Belediyesi Encümeni'nde aldıkları karar gereğince Kars'a, Tarihi Kentler Birliği'nin kurulmasında ve yayılmasında büyük emekleri olan Prof. Dr. Metin Sözen ve Oktay Ekinci'nin heykellerini dikeceklerini açıkladı.

Orhan Say, 1999'da başladıkları işleri Tarihi Kentler Birliği'nden sonra hızlandırdıklarını belirterek, Talas'taki tarihi yapılardan eski Rüştiye Mektebi, Harman Meydanı Kır Kahvesi, Osmanlı yapısı cami onarımı işlerine Adanalı iş adamı Kemal Timuçin'in de maddi destek verdiğini, sırada Kültür Merkezi olarak hizmete sokulacak 1000 metrarelik konağın restorasyonunun olduğunu söyledi. Say, Tarihi Kentler Birliği üyelerinin, Birliğin nimetlerinden yararlandığı gibi, ödentilerini de düzgün olarak ödemeleri gerektiğine dikkat çekti. Mayıs ayındaki Urfa Buluşması'ndan sonra sıranın kendilerine geldiğini balirten Say, herkesi 19-20-21 Temmuz'da yapılacak talas Buluşması'na davet etti. Say, yerel yöneticilerin bulundukları yerlerdeki vatandaşları kültürel koruma konusunda bilinçlendirmek için okullarda kültür dersleri, sokaklarda "bill-board", afiş, pankart ve benzeri tüm iletişim araçlarından yararlanabileceklerini ileri sürdü.


"Yeşilırmak Tarihi Kentler Güçbirliği" önerisi...

Panel biterken söz isteyen Prof. Dr. Raci Bademli, birinci oturumundaki yeni kaynak yaratma önerisini tekrarlayarak, "Tıpkı 'Otopark Yönetmeliği' gibi bir 'Tarihi Eser Koruma Yönetmeliği' çıkaralım ve havza düzeyinde yeniden örgütlenelim ve bu toplantı niçin bir 'Yeşilırmak Tarihi Kentler Güçbirliği'nin başlangıcı olmasın?" dedi...
plaket

İkinci Panel'in sonunda Tokat Valisi Mehmet Gündoğdu, "Tarihi Kentler Birliği'nin korumaya ivme kazandırdığını açıkça görüyoruz. Fakat yine de, Ankara'da bütçe yapılırken, 15 büyük şehrin dışındakilere de doğru dürüst bütçe ayrılması şart" dedi. Vali daha sonra katılımcılara üzerinde Tokat'ın tarihi yapılarından örneklerin resmedildiği birer teşekkür plaketi armağan etti.




23 Mart 2002 - Tokat Gezisi





23 Mart Cumartesi günü, önce Tokat'taki tarihi eserlerden bazıları gezildi. , sonra G.O.P. Üniversitesi Taşlıçiftlik Kampüsü'ndeki "Sivil Mimarlık Örnekleri Fotoğraf Sergisi" gezildi. Nurettin İmre tarafından hazırlanan sergi 1984'den günümüze Tokat'tan kesitler içeriyordu. Öğle yemeği üniversite kampüsünde yendi. Öğleden sonra Tokat'ın dünyaca ünlü Ballıca Mağarası ziyaret edildi ve Birlik üyeleri akşam Öğretmen Evi'ndeki yemekten sonra bir "gece brifingine" katılarak, burada önümüzdeki günlerde yayınlanacak olan Tokat Bildirgesi'ne esas oluşturacak kararları aldılar...

Tokat kararları...



Tokat'ta yapılacak işler önce "uzun ve kısa vadeli" olarak gruplandı. Uzun vadede, "elektronik ağ ortamında ve havza boyutunda örgütlenme" hedeflenirken, kısa vadede de, öncelikle onarılacak tarihi yapıların ve kent dokularının hangileri olacağı saptandı. Bunlar da kendi içinde, "Vakıflar'dan onarımı devralınacak olanlar", "Onarımını Vakıflar'ın sürdürdüğü ve izlenecek olanlar" ve terkedilen bir kısım bağ evleri dahil "Sivil Mimarlık Örnekleri" olarak üç alt başlıkta gruplandı. Bu kararlar alınırken hararetli tartışmalar yapıldı. Tartışılan konulardan bir de "Gök Medrese"ye ne gibi bir işlev verileceği idi. Öneriler içinden "Kent Belleği - Kent Müzesi", hayli taraftar topladı. Toplantıda hazır bulunan (Dimes sahiplerinden) Tokatlı Orhan Diren, bir binanın -belki de bir aile müzesi olmak üzere- onarımını üstlenebileceklerini söyledi. Tokat Valisi Gündoğdu'nun, Tokatlı'lar tarafından artık "şıngıllı türbe" diye adlandırılan, üzeri alaturka kiremit yerine ithal bir çatı malzemesi ile kaplanan türbe onarımını eleştirmesi ve restorasyon ihalelerine "olur olmaz herkesin girmemesi gerektiğine" dikkat çekmesi üzerine Prof. Dr. Metin Sözen, "Selçuklu yalın yaşamıştır, Osmanlı ondan ders almıştır, geçmişteki büyüklükleri yaşatmak, ancak görgülü olmakla mümkündür" diyerek, her belediyeye bir "Kültür yolu" uyarlanacağını, Tokat'a da onarımlar için taş ustası getirileceğini belirtti.


24 Mart 2002 - Niksar Gezisi ve Genişletilmiş Encümen Toplantısı



24 Mart pazar sabahı Niksar'a doğru harekete geçildi. Danişmentli'ler başkentlik yapan, hem doğal hem tarihi miras açısından "şanslı" bir coğrafya olan Niksar, Tarihi Kentler Birliği'ne henüz üye olmamakla birlikte, "koruma" konusundaki kararlı tutumu ile Birliğe başvurusunu yapmıştı. Kafile, Niksar'a hakim bir tepede halk oyunları grubu genç kızlar ve Belediye Başkanı Ahmet Duran Ünverdi, Kaymakam Mustafa Yaman, yerel ve sivil Niksar'lılar tarafından davul zurna ile karşılandı. Niksar karsilamasi

İlçenin tarih öğretmeni tarafından yapılan kısa ve net bir Niksar tarihçesinden sonra ilçeye hareket edildi ve buradaki tarihi eserlerden Çöreği Büyük Camii ve çeşmesi, Yılanlı Köprü, Arasta, Eski Hükümet Konağı, Ulucami, Yağbasan Medresesi, Çavuşoğlu Konağı ...gezildi. Niksar'dan önce büyük ölçüde tarihi evini korumuş olan Beypazarı'nda görev yapan Kaymakam Mustafa Yaman, Beypazarı deneyimlerini Niksar'a uygulamaya kararlı idi.



Eski Hukumet Konagi Eski Hükümet Konağı Coregi Buyuk CamiiÇöreği Büyük Camii MedreseMedrese Çavuşoglu KonağıÇavuşoğlu Konağı Restore edilmiş konakRestore edilmiş konak




Çamiçi yaylasında yöreye has özgün canlı müzik eşliğinde yenen öğle yemeğinin ardından yapılan genişletilmiş Encümen Toplantısı'nda kentlerine dönmemiş olan Tarihi Kentler Birliği üyesi Edirne, Ağırnas, Hasankeyf, Osmaeli, Divriği, Hattuşa (Boğazkale) belediye başkanları Tokat Buluşması izlenimlerini ve geleceğe dönük dileklerini dile getirdiler.

Ağırnas Belediye Başkanı, "Tarihi Kentler Birliği iyi ki kurulmuş, Mimar Sinan 514 yıl önce öldü, onun şehrine bu kadar yıl birşey yapılmadı, şimdi 650 milyarlık keşiften, 120 milyarlık proje bedava yapıldı. Ağırnas 45 yıllık bir belediye, bu kadar yıl hiç birşey yapılmazken şimdi, Tarihi Kentler Birliği sayesinde yatırım başladı. Sonuçta tarihin okunarak öğrenilen birşey olmadığını farkettik" dedi.

Niksar Belediye Başkanı Ünverdi; Niksar halkının Tarihi Kentler Birliği'nin bu ziyaretinin anlamını çok iyi anladığını belirtti. Doğal çevre ve temizlik konusuna çok önem verdiklerini söyleyen Başkan, tarihi eserlerin korunması konusunda "uzman" olmadıkları için çok tedirginlik duyduklarını, buna rağmen, Danişmetliler'e başkentlik eden bu ilçede Yağbasan Medresesi çevresi dahil, buldukları ve tarihi eserlere ait olabileceğini düşündükleri her türlü taşı bir araya toplayıp, koruma altına aldıklarını, kendi su kaynağından beslenen çeşmeleri aynı kaynaktan su vermeye devam edecek biçimde onardıklarını, üç kez Danişmentliler tarihi konusunda "Bilgi Şöleni" adı altında yarışma düzenlediklerini, Araştırmacı Kamil Şahin ile "Danişmentliler Döneminde Niksar" ve Yrd. Doç. Dr. Necati Demir ile "Danişmentname" başlıklı iki kitap yayınladıklarını ve bir üçüncüsünün ("Niksar'daki Vakıf Eserleri") baskıda olduğunu anlattı...

Tokat Belediye Başkanı, "Üç gün boyunca duygu ve bilgi yüklendik. Konuklarımız güneşi görüp, 'ay güzelmiş', ayı görüp, 'güneş bulutluymuş' diyenlerden değil. Tasavvuf felsefesinde bir söz vardır; 'Allah gizli bir hazine idi, bilinmek için kullarını yarattı'... Demek ki bilinmek bir ihtiyaç. Biz de 'Tokat bilinsin' istedik. Dostlarımız geldiler. Dün akşam onlara onarım ve bakım sözü verirken düşündüm de, onlar bizden daha mı çok Tokatlı'ydılar? Onlara içimizden geldiği gibi ilgi, iltifat, ikram yaptık. Ama insan ne yaparsa kendisi için yapar, Allah razı olsun." dedi.

Son olarak konuşan Prof. Dr. Metin Sözen de, "Çok konuşmak değil, ne konuşulduğu önemlidir. Herhalde en doğru cümle, merkezi hükümetin bize ne yapacağı değil, bizim ne yapacağımıza doğru karar vermemiz hakkında olanıdır" diyerek, Niksarlı'lara ve Tokatlı'lara, organizasyonda emeği geçen Tokat Kent Senatosu ve Çekül temsilcilerine, evsahibi Tokat Belediyesi ve Valiliği'ne teşekkür etti...


Çamici Yaylası


Ayvaz Belediye Parkı'nın kapısında son bir kere daha vedalaşılırken, Tarihi Kentler Birliği'nin yarattığı, her türlü küçük çıkar, dar siyaset ve bencillikten uzak, iletişim ve işbirliği ortamının birleştiriciliği bir kez daha algılanıyor, Tokat Buluşması'nın ardından Mayıs'ta Şanlı Urfa'ya randevu veriliyordu...


ÇEKÜL Vakfı Çorum Temsilcisi Sönmez Yanardağ'ın kamerasından Tokat İzlenimleri:

Cocuklar ve duvar Kilitli kapi post ve kafesOrijinal boyutlar icin burayı tıklayınız!


ÖZÜR DİLEME: Bugün 8 Nisan 2002. Yukarıda Kerem Kırayoğlu'nun kamerasından saptanan Tokat Buluşması görüntülerinin yüklü olduğu "MSN Communities"de, bağlantılar teknik bir nedenden dolayı şu sıra kesilmiş olup, aynı fotoğraflar en kısa zamanda ulaşılabilir kılınacaktır. Bunun için ziyaretçilerden özür diliyoruz...






 

Unutulamayacak bir "Buluşma":



Antakya Bulusmasi-Pankart

Tarihi Kentler Birliği Antakya Toplantısı- 26-27 Ocak 2002



Toplantı acilisi

Tarihi Kentler Birliği'nin Hatay Valiliği ve Antakya Belediyesi evsahipliğinde, "Antakya Buluşması" başlığı altında, 26 ve 27 Ocak 2002 tarihleri arasında düzenlediği, İç İşleri Bakanlığı Bakan, Müsteşar ve yöneticileri, merkezi ve yerel yönetimlerin yöneticileri, bilim insanları, sivil toplum kuruluşları ve Antakya halkının katıldığı toplantı başarıyla gerçekleştirildi. Program aşağıdaki gibiydi:





26 Ocak 2002 – CUMARTESİ





10.00 Saygı Duruşu

İstiklal Marşı

10.10 Açılış Konuşmaları

İris Şengül ŞENTÜRK, Antakya Belediye Başkanı

Erdoğan BİLENSER, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı ve Tarihi Kentler Birliği Başkanı

Zeki ŞANAL, Hatay Valisi

Muzaffer ECEMİŞ, İçişleri Bakanlığı Müsteşarı

Rüştü Kazım YÜCELEN, İçişleri Bakanı (İç İşleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen ve Hatay Valisi Zeki Şanal'ın yaptıkları açılış konuşmalarının tam metinleri Antakya Rehberi 'nde yayında !)



10.45 “Örnek Koruma Projeleri ve Uygulamaları Teşvik Ödülleri” Töreni Odul Toreninden sonra...

11.15 “ Tarihi Kentler Birliği’nin 2002 Yılı Hedefleri”

Yöneten: Erdoğan BİLENSER

Konuşmacılar: Prof. Dr. Metin SÖZEN, ÇEKÜL Vakfı Başkanı

    Kayhan KAVAS, Mahalli İdareler Genel Müdürü

    Eşref GİRGİN, Orman Bakanlığı Müsteşar Yrd.

    Ülkü SAYGILI, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Gn.Md.Yrd.

    Nurettin YARDIMCI, Vakıflar Genel Müdürü (yerine Vakıflar Genel Müdürü Yrd. Ahmet Tanyolaç katıldı)

    Dr. Bekir KUMBUL, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı

    Cengiz VARNATOPU, Edirne Belediye Başkanı

    Naif ALİBEYOĞLU, Kars Belediye Başkanı

    Orhan SAY, Talas Belediye Başkanı

    Ahmet BAHÇIVAN, Şanlıurfa Belediye Başkanı


13.00 Ara

14.30 Panel: “ANTAKYA’DA KORUMA ÖNCELİKLİ İMAR VE PLANLAMA HEDEFLERİ”



Tema: Antakya’da; kentin tarihsel merkezinin yaşatılmasını ve kültürel dokusunun korunmasını esas alan; ayrıca Asi Nehri havzası ve kent/ova ilişkilerinin dengeli kurulmasını hedefleyen ve Antakya kentsel yerleşme-gelişme alanındaki Merkez ve diğer belde belediyeleri arasında bu ilkeleri gözeten bir imar uyumunu sağlayacak planlama bütünselliğinin sağlanması için ilke, yöntem ve çalışma aksları.



Yöneten : Prof. Dr. Metin SÖZEN



Panel Gerekçesinin Sunuşu: Oktay EKİNCİ



Konuşmacılar:



    Feridun DUYGULUER – Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Teknik Araştırma ve Uygulama Gn.Md. (Katılamadı)



    Prof. Dr. Cevat GERAY - Tarihi Kentler Birliği Danışma Kurulu Üyesi



    Av. Derviş PARLAK - Tarihi Kentler Birliği Danışma Kurulu Üyesi



    Prof. Dr. Zekai GÖRGÜLÜ - Tarihi Kentler Birliği Danışma Kurulu Üyesi



    Prof. Dr. Ülkü AZRAK - Tarihi Kentler Birliği Danışma Kurulu Üyesi



    Prof. Dr. Haluk ABBASOĞLU - Tarihi Kentler Birliği Danışma Kurulu Üyesi




17.30 Çay Molası



18.00 Forum – Tartışma



Yöneten: Fikret TOKSÖZ – M.B.B. Gn.Skr. ve Tarihi Kentler Birliği Danışma Kurulu Üyesi (Katılamadı)



Genel Değerlendirme: Prof. Dr. Ruşen KELEŞ - Tarihi Kentler Birliği Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ruşen Keleş, genel degerlendirmeyi yapiyor









"OTOBÜS-FORUM"





Tarihi Kentler Birliği’nin “Antakya Buluşması” ile ilgili bu haberimiz, sondan başa doğru gelişiyor! Antakya’da 26 Ocak Cumartesi günü yapılan toplantının ardından Harbiye, Boğaziçi tesisinde neşeli bir akşam yaşandı. Amatör müzisyenlerden oluşan belediye korosu, başarılı bir konser verdi, halk oyunları oynandı. Ertesi gün, eski Antakya’nın “Kültür Parkuru”nda hızlı bir tur yapıldı. Farklı dinlere ait yapıların “biraradalığı” görüldü.


Grup toplu halde



Uydukent’te yenen nefis Antakya yemeklerinin (hele içinde künefe peyniri bulunan irmik helvası olağanüstüydü) ardından, herkes kendi kentine doğru yola çıktı. Yola çıkılmadan önce eşleriyle birlikte grubu uğurlayan, sıcakkanlı evsahipleri Hatay Valisi Zeki Şanal ve Antakya Belediye Başkanı İris Şentürk ve bu başarılı organizasyonda rol alan tüm Antakya ekibi üyeleri ile teker teker vedalaşıldı. İstanbul’a uçakla gideceklerin, Adana Havalanına gitmek için bindikleri otobüste ise toplantı devam ediyordu. Aşağıda bu konu ile ilgili olarak tutulan notları sunuyoruz.





Tarih:27 Ocak 2002, Pazar öğleden sonrası


Yer: Otobüs


Güzergah: Antakya-Adana





Tarihi Kentler Birliği Danışma Kurulu üyesi ve TMMOB Başkanı Oktay Ekinci:




“Kurulduğumuzdan bugüne kadar geçirdiğimiz sürede tüm toplantılar ve etkinlikleri olabildiği kadar somutlaştırmak ve berraklaştırmak için, her ortamı değerlendiriyoruz. Dolayısıyla, şimdi Antakya’dan Adana’ya kadar katedeceğimiz yolda “Antakya Buluşması”nı değerlendireceğiz. Söyleyecekleriniz, hem “Yerel Kimlik” dergimizde, hem de elektronik ortamda yayınlanacaktır. Şimdi izninizle, ilk değerlendirmeyi, dünkü toplantının genel değerlendirmesini yapan Sayın Ruşen Keleş’ten isteyelim, sonra sırayla herkes lütfen mikrofona gelsin”...




Prof. Dr. Ruşen Keleş - TKB Danışma Kurulu Üyesi


Dünkü değerlendirmem kişisel bir değerlendirme değildi. Antakya Buluşması’nın gerçek katkısı ne olmuştur? Konuya gerek mahalli, gerek merkezi idarenin büyük ilgisi var. Büyük ilgi amaç açısından yeterli mi? Değil. Mahalli ve merkezi idareyi etkileyen bazı faktörler var. Bunları aşmalarına nasıl yardım edilir, bu önemli. Bence bunun için konuyu kısa, orta ve uzun vadeli ele almalı. Kısa vadede bazı evlerin, yapıların, sokakların, kısaca bazı doku parçalarının restorasyonu ile işe başlanabilir.



Erdoğan Bilensel- TKB Başkanı, Bursa Büyük Şehir Belediyesi Başkanı




Doğrusu bu sabahki Encümen Toplantısı’nın yerine bu geziyi düzenlemekle çok iyi ettik. Yoksa olumsuz izlenimlerle ayrılacaktık. Bu sabahki geziden sonra Antakya’nın birçok özelliğini koruduğunu gördük ve çok olumlu izlenimlerle ayrılıyoruz. Yerel Yönetimler Yasa Tasarısı’nın yerel yönetimler ve imar ile ilgili bölümlerini ise Encümen Toplantısı’nda konuşmamız gerekiyor.



İbrahim Uslu- Tokat Belediyesi Proje Md.




Dünkü toplantıda korumacılığın bir “virüs” gibi yayıldığından sözedildi. O virüsün hepimize geçmesi dileğiyle hepinizi Tokat’a bekliyorum. Ayrıca Tarihi Kentler Birliği’nin uygulamacılara eğitim olanağı sağlamasını diliyorum. Çünkü, seçilenler değişir, uygulamacılar kalır.



Derviş Parlak, TKB Danışma Kurulu Üyesi




Bu toplantı olmasaydı, Antakya’nın eski meclis binasının kamulaştırılması ve restorasyonlar konusu böylesine ivme kazanamazdı. Belde belediyeleri meselesi ise daha uzun zaman tartışılacak...



Prof. Dr. Zekai Görgülü, TKB Danışma Kurulu Üyesi


Tarihi Kentler Birliği, sinerji yaratıyor. İletişimi kurumsallaştırıyor. Şu anda uygulayıcı kurumlarla çok içiçe. Bundan sonra, “teori ve pratik”in daha çok birarada tutlması iyi olacak. Ancak, bunun için tartışma konularının Encümen’de ve Danışma Kurulu’nda bu tür toplantılardan daha önce masaya yatırılması gerek.



Prof. Dr. Haluk Abbasoğlu - TKB Danışma Kurulu Üyesi


Organizasyon çok iyi idi. Belediye ile vilayet arasındaki uyum, iyi sonuçlar doğuracağa benzer. Üniversite biraz dışarıda kalmıştı.



Prof. Dr. Ülkü Azrak - TKB Danışma Kurulu Üyesi


Uygulamacıların bakış açılarını görmek ilginç idi.



Kayhan Kavas- TKB Danışma Kurulu Üyesi, İç İşleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Md.


Tarihi Kentler Birliği olarak bugüne kadar hep değerlerimizi koruduk. Bunların başında, her gidilen yerde, toplantının ardından restorasyon için iskeleler kurulması gelir. Antakya Buluşması’nın ardından da bunun gerçekleşmesi çok önemli. Bu Birliğin uygulamaya verdiği değerin bir göstergesidir. Ayrıca, Üniversite’nin dışta kalması çok büyük bir açıktı.



Naif Alibeyoğlu, Kars Belediye Başkanı


Tarihi Kentler Birliği muhteşem bir birlik. Ancak, Yerel Yönetimler Yasa Tasarısı’nın kesinleşmeden önce iyi değerlendirilmesi gibi konularda somut yararlar sağlamalı. Yoksa bu birlik çözülür. Yerel Yönetimler Yasa Tasarısı nüfusu esas almış. Oysa Kars’ın gece ve gündüz nüfusu farklı...



En az kaynak alan bir kentin temsilcisi olarak sorunlarım büyük. Kars ile Antakya arasında 60 derecelik bir fark var. Biz –41, Antakya; 20 derece. Burada yeni yapılan bir yol yıllarca dayanır. Kars’ta soğuk ve buzlanmalardan ötürü 1 yıl. Su sorunumuz var. Kars bir “ahır-kent.” Büyük baş bir hayvan 10 insanın içtiği suyu içiyor. Bir de hayvansal atıklar da var. Hayvancılık ölüyor. Ticaret yok. İşsizlik çok. Göç var. Gidip büyük şehirlerin başına bela oluyorlar. İnsanlara kendi yaşadıkları yerlerde mutluluk yaratmayı düşünen yok. Biz seçilmiş belediye başkanları aynı bizim gibi seçilmiş bakanların kapısında para dileniyoruz. Milletvekilleri biz belediye başknalarının güçlü olmasını istemiyorlar. Ayda 100 milyar lira gelirimiz var. Buna karşılık 300 milyar maaşlar tutuyor ve daha hizmet götürülecek sorunlar var. Bizden önceki başkan 8 ay maaş ödememiş. 10 milyon dolar borçla devraldık belediyeyi. Dışarıdan başkanlık iyi bir konum gibi duruyor ama inanın ben şimdi daha çok “köle” oldum...





Adnan Genç, Demre Belediye Başkanı, Antalya


Ben, her toplantı dönüşü bir iki müteahhit bulup, bir iki onarım yaptırıyorum. Devlete daha hiç gitmedim. Kimseden de hiçbirşey beklemiyorum. Böylesi daha iyi.



İbrahim Bostanlı, Hattuşa-Boğazkale Belediye Başkanı, Çorum




Tarihi Kentler Birliği’nin kuruluş toplantısından sonrakilere katılamadım. Bizim Hattuşa İsa’dan önceki 2000’li yıllarda Hitit imparatorluğunun başkenti imiş. 1 asırdır kazı yapılıyor ve hala 3 asır daha kazı yapılabilecek malzeme var. Bizim ilçe olmamız, Evren Paşa’nın Cumhurbaşkanlığı zamanına rastlar. Yurtdışında farklı ülkelerde kendisine Hattuşa ile sorular sorulması üzerine bizi ziyarete gelip, sonra da ilçe olmamıza vesile olmuştur. 1999’da küçük bir ofis, bir masa bir telefon ve bir faksla devraldık belediyeyi devraldık. Tarihi Kentler Birliği tavsiye kararları ile bizim turizm potansiyelimizi doğru değerlendirmememize yardımcı olabilir. Ayrıca Tarihi Kentler Birliği üyelerinin bulunduğu yörelere kültürel turlar düzenleyebilirse çok iyi olur.





Mithat Kırayoğlu, TKB Danışma Kurulu Üyesi, ÇEKÜL Vakfı Başkan Vekili


Türkiye bayağı kesirler ülkesi. Kesirler toplanmaz. Toplamak için ortak payda bulmanız gerek. Ortak payda da bu ülkede bir türlü bulunmaz. Ama Tarihi Kentler Birliği’nde bu kolaydır. Biz burada bazı kesimleri ortak paydalarda -kültürel miras- bir araya getirebiliyoruz. Kimler onlar? Merkezi yönetim, Yerel yönetim, Bilim adamları, sivil toplum kuruluşları... Şimdi bir tepe noktasındayız. Artık hızı düşürmemek için vites değiştirmemiz gerekiyor. O vites değişikliği de “somut ürünler”e yönelmektir...



Hasan Özgen- Tarihi Kentler Birliği Danışma Kurulu Üyesi, ÇEKÜL Vakfı Yüksek Danışma Kurulu Üyesi


Belediye başkanları nasıl daha katılımcı olur? Sorunlar kadar deneyler de paylaşılmalı. Belki asıl toplantılar yapılırken, bir takım alt çalışma grupları oluşturulabilir. Ayrıca artık Tarihi Kentler Birliği toplantı formatında salt mimarlık değil, daha spesifik disiplinlere ihtiyaç var.



Mehmet Ata Tansuğ, ÇEKÜL Vakfı Yüksek Danışma Kurulu Üyesi


Antakya sorunlu bir şehir. Bir taraftan “büyük şehir” olamamış fakat bir “abla-ağabey şehir” gibi bazı sorumlulukları sırtlanıyor. Tarihi Kentler Birliği’nin Antakya’ya ne katacağına bu açıdan da bakmak gerek. Bu kentte bu çerçevede yapılan üçüncü toplantı bu. Şimdiye kadar herhangi bir sivil mimari yapısının yenilenmesi bağlamında yenileme örneği verilmemiş. Bunun mali zorluklardan kaynaklandığı sanılmakta, oysa sorun öncülük yapılacak noktanın seçilmesi ve harekete geçilmesinde. Yoksa Antakya çaresiz şehir değil.



Nurettin Çermeroğlu, Adana Büyük Şehir Belediyesi, Kültür Danışmanı




Hattuşa ile Adana akrabadır. İpek konusunda. İlk kez milattan sonra 325’te İmparator Jüstinyanus Adana’nın pamuk konusunda bir cennet olduğunu farketmiş. İpek ise o zamana kadar yalnız Çin’liler tarafından sırları korunan bir dokuma türü imiş. Jüstinyanus, İran’dan ikna kabiliyeti yüksek bir grubu görevlendirmiş ve Çin’e göndermiş. İranlı’lar, Çinli, rahiplerden ipeğin sırrını öğrenip, kozaları da alıp Adana’ya getirmişler ve ipekçilik böylece Anadolu’ya gelmiş. Böylesi birikimler kültürel turizm projeleri açısından girdi oluşturmalıdır.



Saniye Öz, Tarihi Kentler Birliği Genel Sekreteri, Bursa Büyük Şehir Belediyesi Etüd Proje Daire Başkanı


Tarihi Kentler Birliği ile çok ilginç kazanımlar sağlanıyor. Örneğin bizim “Tarihi Çevre Koruma Yenileme Proje Müdürlüğü”müz var. Bu birim yalnız İstanbul ve Bursa’da vardı. Tarihi Kentler Birliği’nden sonra yayılmaya başladı. Mesela “Tarihi Çevre Bürosu” kuran belediyeler var şimdi. Biz, “Osmanlı Tarihi Kültür Yolları” projesini ilk kez Tarihi Kentler Birliği’nden sonra düşünmeye başladık. Bu proje, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi’nin de Tarihi Kentler Birliği’ne katılmayı düşünmesine yol açtı. Tarihi Kentler Birliği’ne üye şehirler arasında bundan sonra daha geniş katılımlı proje zincirleri oluşturulmalıdır. Ortak kültürleri olan şehirler, mesela ipek ile uğraşan kentler... Böylece amaca ulaşmak için daha güçlü olunur...



Cavit Çalı, Tarihi Kentler Birliği Saymanı, Bursa Büyükşehir Belediyesi, Giderler Şube Md.


Belediyeler, mali özerklik verilmemiş, eli kolu bağlı kurumlardır. Hükümetle belediye yapacağı işleri birbirinden ayırmalıdır. Buna göre hangi vergiler devlete ait olacak, hangileri belediyeye kalacak belirlenmelidir. Yerel Yönetimler Yasa Tasarısı da buna göre değerlendirilmelidir. Bu arada Tarihi Kentler Birliği üyelerinin de aidatlarını yatırmaları lazım. 77 belediyeden 22’si ödemiş durumda sadece. Bilindiği gibi, aidat, belediyelerin bir önceki yıl gelirlerinden borçlar çıktıktan sonra onbinde beşidir ve bu da büyük bir rakam sayılmaz. Mesela bizim belediyeninki 11 milyar tutmuştur. Bu para ile Bursa’da hiçbirşey yapamazsınız, ama ortak güçlükllerin aşılması için bulunacak çözümlerden ve kaynaklardan yararlanma payı olarak bakıldığında bunu vermeye değer. Nitekim biz Birlik başkanlığı Bursa’da olduğu için masraflar yapmaya başlandığında biz ilk olarak Bursa Belediyesi’nden tahsilat yaptık.



Mehmet Eriş, Ödemiş Belediye Başkanı




Bizde Tarihi Kentler Birliği ile Ödemiş Arastası restorasyon projesi başladı ve bu iş için 40 milyar TL gönderildi. Valilik’te takıldık mamafih. Aslında Birgi de bizim için çok büyük önem taşıyor. Tarihi Kentler Birliği, bu gibi durumlarda, aynı yönde düşünemeyen belediyeler ile valilikler arasında düşünce birliği sağlamalıdır. Ayrıca, bu otobüste yaptığımız şu iletişim, başlıbaşına bir Panele dönüştü, bunun için önerim, bundan böyle yolculukların uçakla değil, hep otobüsle yapılmasıdır.





Dr. Osman Gürün, Muğla Belediye Başkanı


Yeniden güç kazanmış olarak kentimize dönüyoruz. Tarihi Kentler Birliği toplantılarında aslında tüm ülkenin kültür mozayiğini yakından görme şansına kavuşuyoruz. Bu artı değeri halkımıza anlatırsak, dünya karşısında duyduğumuz kompleksi aşmamız da kolaylaşır. Tarihi Kentler Birliği bir üst kimlik olarak bizi partilerin, bölgelerin v.d. üzerinde buluşturuyor. Kültür bazında olduğu için Tarihi Kentler Birliği, bu bağlamda Belediyeler Birliği’nden de daha önemlidir. Nitekim yeni İç İşleri Bakanı da, sağlam bir temel bulduğu için konuya sahip çıktı. Tarihi Kentler Birliği, bakanlıklar arasında da iletişim sağlıyor. İç İşleri ile Kültür gibi. Evet, Üniversite dışta kalmıştı ama, üniversiteler zaten hangi konularda ülke sorunlarına somut çözüm üretiyor ki? Bu husus da demek ki Tarihi Kentler Birliği’nin gündeminde yer almalıdır. Sonuç olarak, her kentte somut bir sorunun ortak katılımla karara bağlanması iyi olacaktır. Tarihi Kentler Birliği’nin tanıtımı da uluslararası formatta yapılmalıdır. Belki de ÇEKÜL, profesyonelce nereye “zoom” yapılması gerekli, hangi formatta standardizasyon yapılmalı belirlemeli ve tanıtım buna göre yapılmalıdır.



Aytaç Durak -Adana Büyük Şehir Belediye Başkanı


Bu Yerel Yönetimler Yasa Tasarısı saçmadır. Öyle bazı maddeler var ki, bunlarla belediye başkanları her an “içeri” girebilirler. Bakanlıkların gereği yoktur mahalli idarede... ( Otobüs Adana sınırlarına girdiğinde söz alan Sayın Durak, konuşmasının kalan kısmını "Yeni Adana" üzerine sürdürdü ve otobüsün rotasını bu bölgeye çevirerek, kısa bir turla Adana'nın bu bölgesini gezdirdi)



Prof. Dr. Metin Sözen- TKB Danışma Kurulu Üyesi, ÇEKÜL Vakfı Başkanı




Tarihi Kentler Birliği’nde, düşüncenin sağlığa kavuşması, sağlıklı düşüncenin eyleme geçmesi arasındaki sürenin kısalması gerekiyor. Ayrıca belediye birliklerinin önemini de gözardı etmemeli. Bunlar Türkiye’nin demokratikleşmesi sürecinde Tarihi Kentler Birliği’nde olduğu gibi, biriken bilgilerin aktığı alanlar olacaktır. Artık hiç birşey eskisi gibi değildir. Türkiye bir dönüşüm yaşamaktadır. Bu dönüşüm sürecinde kendini diri tutan birey, kurum ve kuruluş olmak önemlidir. Bu süreçte para göründüğü kadar önemli değildir. Para her zaman bulunur. Önemli olan Türkiye’de ilk kez kaynakların çok yönlü, aşağıdan yukarıya doğru yeniden yaratılmasıdır. Ayrıca bu otobüsteki konuşmaların hepsi de çok içtendi, geleceğe katkı niteliğindeydi. Bu da Tarihi Kentler Birliği üyelerinin birbirine duyduğu güveni gösteriyor.






ANTAKYA'DA NELER GÖRDÜK?...



Kent Merkezi / Asi Nehri ve çevresi...


Hatay Meclisi'nin toplandığı sinema Aynı sinema (Ülker) girişi



Antakya'nın doğal ve tarihi zenginlikleri...


Samandağ'da:


"Beşikli Mezar"

Kayalardaki tarih...

Doğal tünel (Titus Tüneli) /Doğal -antik-liman...

(Bu konuda Okuyan Us'ta İdil Karaata'nın "Güneydoğu Notları"na bir göz atmanızı hararetle öneririz...
)

T.K.B Başkanı, Danışma Kurulu Üyeleri ve Genel Sekreteri taşköprüde...

T.K.B ve Ödemiş Belediye Başkanı...

Güleryüzlü bir Samandağ sakini...



Tarihi dokuda "Kültür parkuru"...



"Zenginler Mahallesi" sokakları... iki farkli sokak lambasi ve sokagin levhasi



Ve Metin Hoca yine iş başında:


neyi cektigi asagida!

butun dinlerin hosgoru icinde birarada yasadigi Antakya

ayni karede Cami ve kilise caniAynı karede kilise çanı ve caminin minaresi...





Resimlerin devamı ÇEKÜL ALBUMÜ'nde... (Bkz. Tarihi Kentler Birliği Resim Albümü)






 
deneme

Arşivler

03/01/2002 - 04/01/2002   05/01/2002 - 06/01/2002   07/01/2002 - 08/01/2002   09/01/2002 - 10/01/2002  

This page is powered by Blogger. Isn't yours?